you

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations strong: /ˈjuː/, weak: /ju/ /jə/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/yu; unstressed yʊ, yə/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(yo̅o̅; unstressed yŏŏ, yə)



WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (second person singular: subject)sen zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 You should eat your green beans.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Sen de bizimle sinemaya gelecek misin?
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (second person plural: subject)siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 Children, you should eat your green beans.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Arkadaşlar, bu partiye siz de davetlisiniz.
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (second person singular, object)seni zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 I love you.
 Seni seviyorum.
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (second person plural, object)size, sizlere zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  sizi, sizleri zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 Thank you for coming. Everyone please exit on your right.
 Geldiğiniz için sizlere teşekkür ederiz. Sağdaki kapıdan çıkmanız rica olunur.
 Sizi gerçekten de çok seviyoruz.
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (one, everyone) (herkes anlamında)siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 Well, you never should swim after eating.
 Yemek yedikten hemen sonra kesinlikle yüzmemeniz gerekir.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." informal (anyone)siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 Some insects are so small you can't see them, but they still bite.
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (emphatic address to more than one person)sizler zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  (vurgu)siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 You boys can't run very fast, can you?
you pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (direct address to one person)siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  sen zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 You, Mister Rogers, come over here right now!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
as often as you like advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (whenever you wish)istediğin kadar çok/sık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Come and visit me as often as you like.
as you know exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (you are already aware)bildiğin gibi
  bildiğiniz gibi
 As you know, the building will be demolished on Saturday.
as you wish advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (certainly, of course)istediğin şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  istediğin gibi z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We will be sure to arrange everything as you wish.
between you and me,
between ourselves
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(confidentially, in confidence)laf aramızda, söz aramızda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Between you and me, I think Stella has fallen in love with him.
Bless you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (said when [sb] sneezes)(hapşırınca) çok yaşa ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Bless you!" said Suzie when I sneezed.
Bless you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (gratitude, affection)Allah razı olsun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Bless you for helping us in our hour of need.
have your work cut out for you v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (have a hard task ahead)zor bir işi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The house Joe and Maggie have bought needs a lot of renovation; they certainly have their work cut out for them.
Did you ever! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" US (I am astonished)hadi canım, hadi ya ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
do all you can v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (try hard)elinden geleni yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  her yolu denemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I did all I could to catch the train, but it was too late.
do as you please v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (do whatever you wish to do)ne istiyorsan onu yap, nasıl istersen, nasıl isterseniz
 After you've finished that task you may do as you please.
do everything you can to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (try your hardest to achieve [sth])elinden geleni yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Choosing a university is an important decision, so make sure you do everything you can to get it right.
do the best you can v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (try your hardest)elinden gelenin en iyisini yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Just do the best you can. That's all anybody could ask for.
do what you like v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (do whatever you wish to do)istediğini yap, ne istersen onu yap
 Since you've finished your work, do what you like for the rest of the day.
Get along with you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" UK, informal (expressing disbelief)hadi canım sen de ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (argo)yok devenin nalı ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Brett really said that? Get along with you!
get what you deserve v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (for good actions)hak ettiğini almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you follow the rules and obey all guidelines, you will get what you deserve.
get what you deserve v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (for bad actions)layığını bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  cezasını bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you deliberately break the rules and disregard authority, you will get what you deserve.
God bless you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (Christian expression of well-wishes)Allah'a emanet ol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 God bless you and keep you safe, my child.
Good day to you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" formal (salutation)merhabalar ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good day to you!" shouted Jenkins from across the street.
good for you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (well done!)aferin, aferin sana ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You have lost 10 pounds already? Good for you!
good for you adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (healthful)sağlıklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  faydalı, sağlığa faydalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Eating plenty of fruits and vegetables is good for you.
here you are interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (this is what you need)al ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  al işte ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  buyur bakalım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
here you go interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (this is what you need)işte ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  buyur, buyrun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Was it you who ordered the steak, sir? Here you go.
Here's to you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (toast)şerefine/şerefinize ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Cheers, here's to you!
How are you doing? exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." informal (greeting)nasıl gidiyor, nasılsın/nasılsınız ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "How are you doing?" "Not too bad, how about you?"
How are you? exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (greeting)nasılsın/nasılsınız ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
How do you do? exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." formal (Pleased to meet you.) (resmi dil)nasılsınız ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 How do you do? I'm delighted to meet you.
how-do-you-do,
how-d'ye-do,
how-de-do
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, dated (difficult situation)zor durum, güç durum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kötü durum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
I hate you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (I dislike you intensely)senden nefret ediyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  seni hiç sevmiyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 This is not love! I hate you!
I like you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (I find you appealing)senden hoşlanıyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  seni beğeniyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I like you. You seem like such a nice person.
I love you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (declaration of strong affection)seni seviyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I love you, Mom!
I love you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (declaration of strong romantic feelings)sana aşığım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  seni seviyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I love you and I want to spend the rest of my life with you.
I love you so much interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (great affection)seni çok seviyorum
 I love you so much that I can't stand to be apart from you.
I miss you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (I feel your absence)seni özlüyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I miss you, my darling. Come home soon.
I need you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (I am dependent on you)sana ihtiyacım var ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 John, I don't just love you, I need you!
I want you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (I am sexually attracted to you)seni istiyorum, seni arzuluyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I want you. Let's leave this party and go back to my place.
I will miss you,
I'll miss you
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(I will feel your absence)seni özleyeceğim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Goodbye, son. I'll miss you.
if you please exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." ironic (expressing mild outrage) (hafif kızgınlık ifadesi)lütfen artık
 And then, if you please, he actually asked me if I had any grandchildren! I'm only 32!
if you please exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (polite request)lütfen
  isterseniz
 Come this way, if you please. Take a seat, if you please.
if you want advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (as you please)istersen, isterseniz z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I can lend you some money if you want.
if you wish advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (as you please, it's your choice)eğer istersen/isterseniz, şayet isterseniz/istersen
 We can always postpone the meet-up for another time, if you wish - it's up to you.
keep you guessing v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (be unpredictable)meraktan çatlatmak, meraktan öldürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The novel is a murder mystery that will keep you guessing until the very end.
mean what you say v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (speak sincerely)sözünde doğru olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  söyledikleriyle düşündükleri aynı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Does he mean what he says, or is he just making an empty promise?
mind you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (although, having said that)gerçi ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  yalnız ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The meal was fantastic -- expensive, mind you! He can be very disorganized. Mind you, I'm no better.
missing you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (I miss you)seni özlüyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
nice to meet you,
glad to meet you
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
informal (pleased to make your acquaintance)tanıştığımıza memnun oldum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
off with you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (leave, go now)çekil git, defol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Off with you, children! It's time for you all to go home!
Off you go. interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (please leave)hadi git artık ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 It's almost time for school--off you go.
pay as you go nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (prepaid mobile phone use) (cep telefonu)kontörlü hat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: hyphen used when term is an adj before a noun
pay as you go,
pay-as-you-go
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(debts paid as they are incurred) (borç ödeme yöntemi)anında öde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
pay as you go v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (pay debts as they are incurred)anında ödemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
pleased to meet you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (greeting)tanıştığımıza memnun oldum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
screw you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang, vulgar (expressing contempt) (argo)siktir git ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  canın cehenneme ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 “Hey buddy, screw you,” said the drunk.
see you again interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (goodbye until we meet again)görüşmek üzere ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I have to go now - see you again soon!
See you soon,
See you soon!
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
informal (goodbye for now)görüşürüz, görüşmek üzere ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 See you soon, Edna!
see you tomorrow interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (goodbye until tomorrow)yarın görüşürüz ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
See you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (Goodbye for now!)şimdilik hoşça kal ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  görüşürüz ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
shame on you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (expressing disapproval)ayıp sana ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  yazıklar olsun sana ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Shame on you! - you tracked mud all over my nice clean floor.
thank you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (expression of gratitude)teşekkür ederim, sağol, sağolun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Thank you! I liked the gift.
 Hediyeyi çok beğendim. Teşekkür ederim!
Thank you for interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (gratitude for [sth])teşekkürler, teşekkür ederim, sağol, sağolun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Thank you for the box of chocolates.
Thank you for doing [sth] interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (gratitude for [sth] done) (yapılan bir şey için)teşekkürler, teşekkür ederim, sağol, sağolun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Thank you for helping me with my homework.
thank-you nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (expression of gratitude)teşekkür etme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't forget to say your thank-yous before you leave.
thank-you nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (message of thanks)teşekkür s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She sent a thank-you for the wedding gifts.
 Düğün hediyesi için arkadaşına bir teşekkür mektubu yolladı.
Thank you all interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (gratitude to a group)hepinize teşekkür ederim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  herkese teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
Thank you both interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (gratitude to two people)ikinize de teşekkür ederim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
thank you in advance interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" formal (expressing a polite request)şimdiden teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
thank you kindly interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (expressing sincere thanks)çok teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Thank you kindly for shoveling the snow from my walkway.
Thank you so much interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (Many thanks)çok teşekkür ederim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  çok teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
thank you very much interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (many thanks)çok teşekkürler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
thank-you note,
thank-you letter
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(letter expressing gratitude)teşekkür mektubu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't forget to send them a thank-you letter.
there you go exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (just as expected)al işte ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  buyur ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  demedim mi ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 There you go; I knew the cat wouldn't come when you called his name.
There you go! exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (good job)aferin ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  tebrikler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 There you go! I knew you could do it!
thinking of you exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (expressing compassion)aklım sende
 Thinking of you in your time of sorrow.
to you advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for or towards you)sana, sana doğru z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  senin için z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I was coming to you for help when the phone rang and distracted me.
What do you do? exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (What is your job?)ne iş yapıyorsun
  mesleğin nedir
what have you nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (the rest, et cetera)ve başkaları/benzeri
 My junk drawer's full of paper clips, old photos, sunglasses, and what have you.
Wish you were here. exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." written (message written on a postcard)keşke burada olsaydın
  keşke sen de olsan
you all pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (all of you: you, plural)hepiniz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 How are you all doing tonight?
you bet interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (emphatic yes)tabii ki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  kesinlikle ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 “Are you going to the game tonight?” "You bet!"
You can bet on it! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (that is certain)emin olabilirsin ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Whatever the government does will cost us money -- you can bet on it!
You can say that again! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang (yes: emphatically)çok haklısın, bence de öyle ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 “This new gadget's just brilliant.” “You can say that again!”
you guys pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." informal, esp US (you, plural)sizler zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  siz zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 How come you guys never wait for me after class?
you know interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (filler)yani ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  hani ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  bilirsin ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
You know? interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (seeking agreement, understanding)anlarsın ya ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
you said a mouthful nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (expressing agreement)söylenmesi gerekeni söyledin
  katılıyorum
you see exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (please understand)anlarsın ya ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  anlayacağın ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I need money to buy new shoes, you see.
you'd contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." colloquial, abbreviation (you would)-ersin, -arsın, -ursun, -ürsün, -ırsın, -irsin sonek
 You'd be silly to quit such a great job.
 Böyle iyi bir işten ayrılırsan aptallık edersin.
you'd contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." colloquial, abbreviation (you had)-miştin, -muştun, -müştün, -mıştın sonek
 When I first met you, you'd just graduated from university.
 Seninle ilk tanıştığımızda üniversiteden yeni mezun olmuştun.
you'll contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." colloquial, abbreviation (you will)-eceksin, -eceksiniz sonek
 If you turn down this job offer, you'll regret it.
you're contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." colloquial, abbreviation (you are) (gündelik dil)sensin, sizsiniz drl
 You're so funny! I can't believe you're 50; you look so young!
you're telling me interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang (I know, I'm well aware)bana mı anlatıyorsun, ben zaten biliyorum
 “Petrol's so expensive these days!” “You're telling me!”
You're welcome interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" colloquial (response to thanks)bir şey değil ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (resmi)rica ederim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  estağfurullah ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 When someone thanks you, the proper response is to say "you're welcome".
you've contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." colloquial, abbreviation (you have)-mışsın sonek
  -e sahipsin
  -in var
 Tell me what you've done. You've such lovely eyes.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'you' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

you' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'you'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.