worth

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciations'worth': /wɜːθ/; 'Worth': English: /wɜːθ/, French: /vɔrt/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/wɝθ/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(wûrth)



WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
worth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (financial value) (parasal)değer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  eder i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bedel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The worth of that house has been reduced by the construction noise.
worth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (amount)miktar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  tutar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  meblağ i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There must be a year's worth of work to do here.
worth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (merit)değer, kıymet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This article about women's rights has a lot of worth, but you need to change a few things.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
be worth v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (have the value of)değerinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  para etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The dealer said the vase was worth £200 but I had hoped for more.
be worth v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (merit)değmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  layık olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Is it even worth doing?
be worth the risk v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (merit possible danger or loss) (tehlikeye, riske, vb.)değmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I know it seems expensive but I know it will increase in value so I think it will be worth the risk.
be worth waiting for v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (be good enough to justify a delay)beklemeye değmek, beklemeye değer olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's taken a long time to finish but it's been worth waiting for.
for what it's worth advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (in my opinion)bence, benim fikrime göre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ne olursa olsun z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I know you won't change, but for what it's worth, I think that skirt looks awful on you.
get your money's worth v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (get good value)ödediği paranın karşılığını almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When buying a computer, you need to do your research if you want to get your money's worth.
net worth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (value after tax)net servet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  net değer, net varlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
not be worth the effort v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be a waste of time)zaman kaybı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (harcanan zamana, vb.)değmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
not worth having adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (of no value)sahip olmaya/elde tutmaya değmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The standard version is not worth having because it lacks the most-desired functions on the deluxe version.
not worth mentioning adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (trivial, insignificant)sözünü etmeye değmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The slight inconvenience of having to wait is not worth mentioning. The tiny amount of sodium in grapefruit is not worth mentioning.
self-worth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (self-esteem)kendine saygı, özsaygı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Victims of abuse often have little sense of their own self-worth.
worth it adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (worthwhile)zahmete değer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yapmaya değer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I was going to go to the shops but I decided it wasn't worth it in the end.
worth its weight in gold adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (very useful)ağırlığınca altın etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you use the internet much, a broadband connection is worth its weight in gold.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'worth' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the worth of a [company, business, relic, car], the [current, future, projected, predicted] worth (of), [$10,000] worth of [computers, damage, food], daha fazlası...

worth' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'worth'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.