within

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/wɪˈðɪn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/wɪðˈɪn, wɪθ-/ ,USA pronunciation: respelling(wiᵺ in, with-)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
within preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (on the inside of)içinde, dahilinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Please stay within the boundaries.
 Lütfen belirlenen sınırların içinde kalmaya dikkat edin.
within preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (time: before the end of) (zaman, süre)içinde, içerisinde, zarfında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The project is due within three days.
 Projenin üç gün içinde teslim edilmesi gerekiyor.
within preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (a given distance away) (mesafe)yakınında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 There is a town within five miles of this spot.
 Buranın beş kilometre yakınında bir kasaba var.
within preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (respecting scope or bounds)kapsamında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  dahilinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 They did not act within the terms of the agreement.
within advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (the inside)içinde, içerisinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I could hear a scratching sound coming from within.
within advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (inwardly)içinde, içerisinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  içte z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 His feelings were held within.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
fall within [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (be classified under) (sınıfına, kategorisine, vb.)girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fall within [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (be included in)yer almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -in dahilinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 All of your vital sign readings fall within the normal range for your age.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
inscribe [sth] within [sth] vtr + prep (geometry: draw [sth] inside)içine çizmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The math teacher inscribed a circle in a square.
within bounds advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (not beyond limits)(makul, vb.) sınırlar/limitler içinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Stay within the bounds of the school!
within earshot advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (at an audible distance)işitilecek mesafede, duyma mesafesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We'd better not talk about him while he's within earshot!
within reason advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (justifiably, sensibly)kararınca z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  makul ölçüde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 On this diet you can eat as much as you want, within reason.
within reason adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (justifiable, sensible)mantıklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  makul s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I can sympathize if your story's within reason.
within your grasp adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (attainable)elde edilebilir, erişilebilir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Keep trying – the first prize is easily within your grasp.
within your grasp advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (close enough to reach)erişilebilir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ulaşılabilir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Your glasses are right there on the table, well within your grasp.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'within' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: [treachery, dissent, splits] from within, within the [time period, specified time, month], your [feelings, words, emotions] should come from within, daha fazlası...

within' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'within'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.