winding

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈwaɪndɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(wīnding)


From the verb wind: (⇒ conjugate)
winding is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: winding, gas, wind

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
winding adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (curving, sinuous)dönemeçli, virajlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The path leading to the top of the mountain was steep and winding.
winding nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (electrical coil)bobinaj i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chemical vapour)(oksijen, vb.) gaz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The volcano emitted a lot of poisonous gas.
gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fuel for cooking, heating)havagazı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  doğalgaz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Erin bought a container of gas for the camp stove.
gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, colloquial, abbreviation (gasoline: petrol)benzin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 John put some twenty dollars' worth of gas into his truck.
gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (wind: fart, flatulence)osuruk, bağırsak gazı, yel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jack passed gas in class by accident.
the gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (accelerator)gaz pedalı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The driver stepped on the gas and passed the truck.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
gas adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (funny)komik, matrak, gülünç s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
gas,
UK: wind
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
US (intestinal gas pains)(vücutta oluşan) gaz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Erin had terrible gas that kept her up all night.
gas viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." slang (chat, talk at length)laflamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (argo)laklak etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Stop gassing and get back to work!
gas [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (kill with fumes)gazla zehirlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The despot gassed his political enemies.
gas [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (singe fibers)ateşten geçirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  alazlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Fred gassed the fibers off the cloth.
gas [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attack with gas)gazla saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gazlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The enemy gassed our troops.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
wind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (moving air)rüzgâr, yel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The wind is strong around skyscrapers.
 Rüzgâr gökdelenler arasında bayağı kuvvetli esiyor.
wind vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wrap around)sarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I had to wind up the kite string after we had finished playing with it.
 Uçurtma ile oynadıktan sonra ipini makaraya sardım.
wind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK, informal (gas: flatulence) (mide, bağırsak)gaz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
wind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK, informal (intestinal gas pains)gaz sancısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I've got really bad wind after eating those beans.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
wind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (verbiage) (mecazlı)laf kalabalığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  boş laf, boş söz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That guy is all wind. You don't really believe him?
wind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (breath)nefes, soluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After getting hit so hard, the football player had the wind knocked out of him.
wind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (curve)kıvrılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The road winds up and down the mountain.
wind [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." usu passive (leave breathless)nefessiz bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  soluğunu kesmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  nefessiz kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  soluğu kesilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 After so much running, the basketball player was winded and gasping for air.
wind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (entwine)dolamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He wound the cable tightly and put it in the drawer.
wind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (set mechanism of: a watch) (saat, vb.)kurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Before watches had batteries, you had to wind them.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'winding' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a winding [road, path, street, pass], a winding [mountain, country, rural] [road], a [long, dangerous, treacherous] winding [road], daha fazlası...

winding' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'winding'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.