while

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciationshwaɪl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/hwaɪl, waɪl/ ,USA pronunciation: respelling(hwīl, wīl)

Inflections of 'while' (v): (⇒ conjugate)
whiles
v 3rd person singular
whiling
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
whiled
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
whiled
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (during the time that)iken, -ken bağ
 She wrote an email while watching TV.
 Televizyon seyrederken arkadaşına e-posta yazdı.
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (as long as)iken, -ken bağ
 While you are reading the newspaper, I suppose I'll read my book.
 Sen gazete okurken ben de kitabımı okuyayım bari.
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (so long as)-mek şartıyla, -mak koşuluyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sürece z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 While there is adequate food and water, the people will accept any authority or army.
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (although)rağmen, karşın bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  halde
 While I'm glad he's come to stay with us, I do wish he wouldn't use all the milk!
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (comparison: at the same time as)-la berbaber, -le birlikte
 While the rule changes will benefit spectators somewhat, referees will be really overjoyed.
while conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (but)ama bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  oysa ki bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  halbuki bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
 Even though we do the same job, he makes $50,000 per year while I only make $40,000.
while nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (time interval)süre, müddet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A while passed before she finally came.
 Aradan bir müddet geçtikten sonra nihayet eve döndü.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
while [sth] away,
wile [sth] away
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(time: spend idly)zaman geçirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  vakit geçirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I whiled away a few minutes looking in shop windows.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
a while ago advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (short time in the past)bir süre önce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz önce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  demin z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 A while ago I went on vacation to Cancun.
after a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (some time later)bir süre sonra, biraz sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 At first he felt no pain. After a while, his arm began to ache.
all the while exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (at the same time, meanwhile)bu arada z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  aynı zamanda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He said he was working hard at the university but all the while he was going to the race track.
for a little while,
a little while
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(for a short time)kısa bir süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir müddet, bir süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'll stay for a little while, if you don't mind. We'll have to wait for a little while before the train comes.
for a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for some time)bir süreliğine z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir süre için z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'm going down to the pub for a while.
in a little while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (soon) (kısa zamanda)birazdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz sonra, az sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Olivia said that she would be there in a little while.
in a short while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (soon)birazdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  az sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
in a short while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (within a brief span of time)kısa zamanda, kısa zaman içinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kısa sürede, kısa süre içinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
in a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a short time from now)birazdan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  biraz sonra, az sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'll be back in a while to pick up the rest of my belongings.
in a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for an unspecified period)bir süredir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I haven't seen Steve in a while; I wonder what he's doing these days.
a little while nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (short time)kısa bir zaman i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kısa bir süre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It will only take me a little while to finish this book.
once in a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (occasionally)bazen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ara sıra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  arada bir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I hear from old school friends once in a while.
quite a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a considerable time)epey bir zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun bir müddet, uzun bir süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It has been quite a while since I last saw him.
for quite a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for a considerable time)epeydir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun zamandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I haven't seen him for quite a while.
take a while v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (be fairly time-consuming)çok zaman almak, çok vakit almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uzun sürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'while' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

while' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'while'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.