water

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈwɔːtər/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈwɔtɚ, ˈwɑtɚ/ ,USA pronunciation: respelling(wôtər, wotər)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (liquid)su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't step in the water!
 Suya basmayın!
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drink) (içecek)su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Waiter, please bring us some water.
 Garson, bize su getirir misin?
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (glass of water)(bir bardak) su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Waiter, please bring us three waters.
 Garson, bize üç su getirir misin?
water vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (irrigate)sulamak, su vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I need to water the plants.
 Çiçekleri sulamam lazım.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
water adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (relating to water) (suyla ilgili)su isim s.
 Can you get the water bottle for me?
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rain)yağmur i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After the storm, there were puddles of water everywhere.
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (contents of a river, ocean) (nehir, göl, deniz)su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm going swimming in the water. Are you coming?
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tide)gelgit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  met cezir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The water is rising. Let's move our beach towels.
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surface of a lake, pond)su yüzeyi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Look how smooth the water is in the morning.
water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a liquid solution)sıvı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some people say you should drink sugar water when you are ill.
waters nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (territorial)karasuları i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We are in French waters now.
water viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (discharge) (yara, irin, vb.)akmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The sore on Fred's leg started watering.
water viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (secrete) (göz, vb.)sulanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yaşarmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Alison's eyes started to water.
water [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (animals)suvarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  su vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You need to feed and water the horses.
water [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (stock: issue in excess of worth) (sermaye, vb.)şişirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
water down,
water [sth] down,
water down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(dilute)sulandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  su katmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't like this orange juice; it's too watered down!
water down,
water [sth] down,
water down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative, informal (make weaker)yumuşatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hafifletmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 John's publishers advised him to water down his polemic.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
armbands,
water wings
nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors."
(flotation aids worn on arms)yüzme kolluğu, kolluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I put my little girl's armbands on so that she could splash about in the pool.
bilge,
bilge water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(dirty or stagnant water)pis su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sintine suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
bilge,
bilge water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, figurative (drivel: worthless talk) (mecazlı)saçmalık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (gayri resmi)zırva, herze i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
body of water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lake, ocean, etc.)su kütlesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was ready to take his canoe to any body of water within a five mile radius.
boiling water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water: heated)kaynar su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There was a pan of boiling water on top of the stove.
distilled water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chemically-purified water)saf su, damıtılmış su, damıtık su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You need to use distilled water when topping up the battery.
drinking water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water that is safe to drink)içme suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The pioneers only settled in areas where they could find safe drinking water.
fresh water,
freshwater
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(water that is not salty)tatlı su, tatlısu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  taze/temiz su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yeteneksiz/vasıfsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tatlı su, tatlısu (balığı, vb.) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: single-word form used when the term modifies another noun.
 I only swim in fresh water. Perch is strictly a freshwater fish.
ground water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (from a well)yeraltı suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The ground water in the well was low due to the lack of rain over the past few months.
groundwater,
ground water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(water beneath the soil)yeraltı suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
water heater nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boiler)radyatör, kalorifer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Melanie hired a plumber to fix the broken water heater.
high-water mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sea, river: highest level)yüksek su düzeyi, yüksek su seviyesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The high-water mark is easy to identify on a beach by a line of debris such as seaweed.
high-water mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (achievement) (mecazlı)üstün başarı seviyesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The end of the second century was the high-water mark of the Roman Empire.
hot water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (heated water)sıcak su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Hot water is better than cold water for taking a bath.
in hot water exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." figurative (in trouble) (mecazlı)başı dertte, başı belada z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He found himself in hot water for being late for work.
low tide,
low water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(sea's tide at lowest elevation)deniz alçalması i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  cezir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 At low tide, you can see a wrecked ship sticking out of the sand.
make [sb]'s mouth water v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (food: look appetizing)ağzını sulandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The smell of that steak on the grill is making my mouth water.
mineral water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drinking water containing minerals)maden suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The tap water is safe but I prefer to drink mineral water.
rainwater,
rain water,
rain-water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(fallen rain)yağmur suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The farmers need rainwater to grow their crops.
water retention,
fluid retention
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(bodily fluids: not excreting)su tutma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sıvı tutulumu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Dandelion tea is supposed to help if you suffer from water retention.
running water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water available on tap)musluk suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şebeke suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 People who don't have running water have to rely on wells for their water supply.
salt water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water with high salt content)tuzlu su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  deniz suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Chesapeake Bay is a mix of fresh water from the rivers and salt water from the ocean. This fish only lives in salt water.
salt water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (saline solution)tuz solüsyonu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My dentist recommended I gargle with salt water after my extraction.
soda water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drink: fizzy water)maden sodası, soda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Would you like soda water in your whisky? Soda water instead of milk in the recipe will make your pancakes light and fluffy.
sparkling water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (effervescent drinking water)maden sodası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You can buy imported sparkling water in litre bottles.
spring water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water from natural underground source)kaynak suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  memba suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Spring water is inexpensive in Alaska.
still water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mineral water without bubbles)gazsız maden suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I prefer still water to carbonated.
tap water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drinking water from a faucet)musluk suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çeşme suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şebeke suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Would you like bottled water or tap water?
tread water v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (keep head above water by moving limbs)başını suyun üzerinde tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Beginners' swimming lessons include teaching students how to tread water.
tread water v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (exert energy without making progress) (mecazlı)boşa kürek çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We're treading water until the Euro/Pound exchange rate improves. I'm just treading water now because I don't know how to progress.
wastewater,
waste water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(used water)atık su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  pis su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Treatment of the wastewater begins in the septic tank.
water bottle nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (container that holds drinking water)su şişesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I always recycle my water bottles.
water bottle nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rubber container for hot water)sıcak su torbası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When I was little and got an ear ache, my mother had me lay my ear on a hot water bottle.
water chestnut nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (nut-like fruit used in Chinese cooking)su kestanesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Water chestnuts add a nice crunch to Chinese food.
water closet,
WC,
W.C.,
w/c
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
UK, formal (toilet)tuvalet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (kıs.)WC i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yüz numara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The first public water closets were opened in Fleet Street in London in 1852.
water cooler nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cold-water dispensing machine)içme suyu soğutucusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ten water coolers were set on a table for the athletes in the gym. A lot of workers gather around the water cooler for gossip as well as water.
water-cooler n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." figurative (relating to informal interactions) (laf)boş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (sohbet)havadan sudan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Management is concerned that too much working time is being lost to water-cooler chats. That new TV drama is certain providing its fair share of water-cooler moments.
water fountain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ornamental feature: jet of water)fıskiye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
water fountain,
drinking fountain
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(tap dispensing drinking water)su çeşmesi, çeşme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After gym class the children lined up for a sip of water at the water fountain. The drinking fountain is a fine example of Victorian decorative street furniture.
water heater nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boiler, hot-water tank)su ısıtıcısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  termosifon i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I wanted to take a shower but the water heater wasn't working so we had no hot water.
water lily nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (flowering aquatic plant) (çiçek)nilüfer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Pink water lilies were blooming on the surface of the pond. Monet is famous for his paintings of water lilies.
water main nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pipe supplying water)su şebekesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ana su borusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When the water main burst, the street quickly flooded.
water park nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (aquatic leisure venue)su parkı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The water park features slides, rafting, and a giant wave pool.
water pipe nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (conduit that supplies water)su borusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 No wonder your house flooded: this water pipe burst!
water pipe nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (hookah, smoking apparatus using water as filter)nargile i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
water polo nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ball game played in water) (spor)su topu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Water polo is one of the official aquatic sports of the Olympic Games.
water rights nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (rights to use water flowing over or next to property)su hakları, su kullanma hakkı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When I bought the house, the price included its water rights.
water slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (flume)su kaydırağı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
water sports nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sports: swimming, sailing, etc.)su sporları çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
water table nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (underground level: water beneath)yer altı su düzeyi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  su tablası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
water torture nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water onto forehead)su işkencesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The secret police used water torture on Schmidt to extract information.
water vapor (US),
water vapour (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(steam)buhar, su buharı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Water vapor is produced by boiling liquid water or sublimating ice.
watermark,
water mark,
water line
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(mark of water level)su seviyesi işareti, su yükseklik çizgisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The flood had left a watermark on the wall.
white water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fast-moving foamy water)akarsu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  köpüklü su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 White water rafting is a very adventurous sport.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'water' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: irrigate, mixer, daha fazlası...
Eşdizimler: water the [flowers, plants, garden, yard], [cool, hot, dirty, fresh, salt, sea, stagnant, boiling] water, a water [pistol, gun, cannon], daha fazlası...

water' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'water'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.