unable

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ʌnˈeɪbəl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ʌnˈeɪbəl/ ,USA pronunciation: respelling(un ābəl)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
be unable to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be incapable of doing [sth])yapamamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -ememek, -amamak sonek
 He was unable to climb the mountain because of his asthma.
be unable vi + adj (not be able to do [sth])yapamamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gücü yetmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I would like to help you, but I'm unable.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
unable adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: incapable, incompetent) (kişi)beceriksiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kabiliyetsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The boss despaired of ever being able to leave his unable employees unsupervised.
unable adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (action, device: ineffective)beceriksiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  etkisiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tesirsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  başarısız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The young man's unable attempts to apologise, only made things worse.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'unable' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: incapable, daha fazlası...
Eşdizimler: is unable to [walk, swim, drive, run, speak, breathe], will be unable to [attend, go, come, visit], was unable to [fix, repair, mend] (the bike), daha fazlası...

unable' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'unable'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.