'two o'clock' 'two' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
two nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cardinal number after one)iki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Multiply each number by two.
 Her sayıyı iki ile çarpın.
two nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (symbol for the number 2)iki rakamı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He wrote a two in the box.
 Boş kutucuğa iki rakamını yazın.
two,
2
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(people, things: set, group of 2)ikili set i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 These packs of shirts come in twos.
two,
2
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(time: 2 o'clock) (saat)iki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
two,
2
pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday."
(people, things: 2 of them)ikisi zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
2 nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, written (second day of specified month) (ayın ikinci günü)2 i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: The example would be spoken "March second".
 The deadline is March 2.
2 nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. mainly UK, written (second day of specified month) (ayın ikinci günü)2 i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: The example would be spoken as "(the) second of November". This date format is most commonly used in the UK, though it is gaining popularity in the US.
 We are going to a concert on 2 November.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
two,
2
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(two of sthg)iki, iki adet s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The doctor held up two fingers.
two,
2
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(two years old)iki yaşında s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Denise toilet trained her son when he was two.
two,
2
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(die: with 2 pips) (zar)iki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The backgammon player rolled a two.
two,
2
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(playing card: with 2 pips) (iskambil)ikili i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
double,
two-base hit
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(baseball) (beysbol)çifte oyun i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
fifty-two,
52
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(52 in number)elli iki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
for two advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (intended for two persons)iki kişilik s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Would you like a table for two?
give your two cents,
give [sb] your two cents
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
US, figurative (offer opinion)fikrini belirtmek, fikrini söylemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  düşüncesini açıklamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
kill two birds with one stone v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (do 2 things at once)bir taşla iki kuş vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can stop by your house on the way to the grocery store, so I'll kill two birds with one stone.
know a thing or two v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (be experienced in [sth])(bir konuda) çok bilgisi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 After 20 years on the job, he knows a thing or two about construction.
learn a thing or two v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (become knowledgeable)birşeyler öğrenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Stick around and watch; you may learn a thing or two.
like peas in a pod,
as alike as two peas in a pod
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (identical to one another)birbirinin aynısı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  birbirine tıpatıp benzeyen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  bir elmanın iki yarısı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The two little girls were as alike as two peas in a pod.
number two nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cardinal numeral: 2)iki numara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Contestant number two, please step forward.
number two nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. euphemism (bowel movement, defecation)büyük abdest i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (gündelik dil)kaka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Good boy, Johnny! You went number two in the potty!
one-two punch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, figurative (double impact)çift etki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aynı anda olan iki istenmeyen durum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
one-two punch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boxing: two blows) (boks)çift yumruk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Joe knocked John down with a one-two punch to the head and stomach.
split [sth] in two vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (halve, divide in half)ikiye bölünmek/ayrılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If we split the cake in two, we can have half each. King Solomon ordered that the baby be split in two to find out who its real mother was.
two hundred,
200
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(200 of [sth])iki yüz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
two hundred,
200
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(group of 200)iki yüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
two thirds nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (two parts out of three)üçte iki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He ate two thirds of the pie.
two thousand adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (2000 of [sth])iki bin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
two-faced adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (deceitful)iki yüzlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  riyakar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hileci s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  düzenbaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
twofold,
two-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(having two parts)çift yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There is a twofold explanation for this phenomenon.
twofold,
two-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(double, times two)çift, çifte s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki misli, iki katı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There had been a twofold increase in business.
twofold,
two-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(doubly, by two)iki katı z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  iki misli z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 They hope to increase their profits twofold.
twofold,
two-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in two ways)iki taraflı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
twofold,
two-fold
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(stage scenery)sahne dekoru i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

two o'clock' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'two o'clock'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.