Bu sayfada: turn into, turn
'turn into' 'turn' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'turn into' is an alternate term for 'turn'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (rotate)çevrilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The man's head turned and he spotted me.
turn vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (right or left) (sağa veya sola)dönmek, sapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 At the end of the block, turn left.
 Caddenin sonuna gelince sola dön (or: sap).
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (rotate on an axis) (bir eksen etrafında)dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 It is amazing how the world keeps on turning.
turn vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (revolve)(üzerinde, etrafında) dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Vinyl records turn on a turntable.
 Plaklar, pikaptaki döner tabla üzerinde dönmektedir.
turn to [sth] vi + prep (move to face: a direction)-e dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Everyone, turn to your screens. Please turn to the right to see the monument.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (change position of, rotate)döndürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çevirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He turned the vase to make it face the room.
turn to [sth] vi + prep (become)dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  dönüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The leaves turned to mush underfoot.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bend, curve in a road)dönemeç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sapak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The road made a sharp turn to the left.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (change of direction) (yön değişikliği)dönüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The car shook off its pursuers with a sudden turn to the right.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rotation)dönüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dönme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A few turns of the handle of the vice will give you a good grip.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (revolution)devir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  deveran i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Every turn of the wheel provides power to the mill.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (page: flip) (sayfa)çevirme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The novel was over in a turn of the page.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (opportunity, change) (mecazlı)fırsat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  değişiklik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  değişim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This is a fortunate turn, which I am not going to waste.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (game: go) (oyun, vb.)sıra i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is your turn, so roll the dice.
 Sıra sende, haydi zarı at.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (time, date: change) (zaman, tarih, vb.)değişim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dönüm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That car is from the turn of the century.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (single winding)sarım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Another turn and the coil should be all wrapped around the reel.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (change of position) (yatakta, vb.)dönme, dönüp durma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 For all her turns, she just couldn't get comfortable.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (turned position)çeviriş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  döndürüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A turn of that vase would allow us to see the pattern.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (trend, direction)yön i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  istikamet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A turn in the conversation to political issues caught Dan's interest.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (modification) (mecazlı)değişim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  değişiklik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The forecast is warning of a turn in the weather next week.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (twist)bükme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kıvırma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Another two turns of the cable around the pole should be enough.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (style) (mecazlı)tarz, stil i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  biçim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The stylist gave the dress a modern turn.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (short trip)kısa gezinti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dolaşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A turn around the block will give us a break from work.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shift)değişme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  değişim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Another strange turn in our lives was when Grandma started seeing fairies at the bottom of the garden.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative (period of illness) (hastalık)kötüleşme, kötüye gitme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The turn left him weak and disoriented.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (service or disservice)kötülük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  zarar, ziyan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hizmet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His former partner did him a bad turn.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, dated (fright, shock)şok i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  korku, dehşet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was such a turn to see Bill when we all thought he was dead.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (finance: purchase and sale) (finans)alım satım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The trader lives on quick turns of volatile equities.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (music: embellishment)abartı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You are inserting too many turns. Try to keep it simple.
turn nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (military drill: change of position) (askeri)pozisyon değiştirme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The squad executed a turn.
turn from [sth] into [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (change shape) (bir şeyden başka şeye)dönüştürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  dönüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  şekil değiştirmek, biçim değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 With exercise, she turned herself from a couch potato into a honed running machine.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sour, ferment) (süt, vb.)ekşimek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  bozulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The milk has turned.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (change, become [sth] new)dönüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  haline gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The leaves have all turned.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (set a course)rota belirlemek, yol belirlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We will be heading north after we turn.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (change course)yön değiştirmek, rota değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The boat is starting to turn.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (change position)posizyon değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (yatakta, vb.)dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She is constantly turning in bed.
turn viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (bend, curve)kıvrılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The road turned.
turn into [sth] vi + prep (become)dönüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She turned into a fine young woman.
turn into [sth] vi + prep (change form)haline gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dönüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The caterpillar will turn into a butterfly.
turn to [sb/sth] vi + prep (direct attention toward)dikkatini çevirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dikkatini yöneltmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Let's turn to the agenda for next week's meeting.
turn into [sth] vi + prep (enter by turning)-e dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 At the end of the road, turn into the driveway.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (flip)çevirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She turned the paper so that he couldn't see what was written on it.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (shape)şekil vermek, şekillendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  biçim vermek, biçimlendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 That sculptor turns wood beautifully.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (execute, finish)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (görev, vb.)icra etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You should be able to turn this job in two hours.
turn [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (upset)üzmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  keyfini kaçırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 His words turned her, and she began to cry.
turn [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (influence)aklını çelmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  etkilemek, etki etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Are you trying to turn me to your point of view?
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (change colour)renk değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (başka bir renge)dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 In autumn, the leaves turned brown.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (change temperature)dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The day turned hot.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sell)satmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  satışını yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We can turn thirty cases of that item this week.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (profit: earn) (kazanç, vb.)elde etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kazanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Our business hopes to turn a profit.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (twist)kıvırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  bükmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Turn the threads to make a rope.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (pass: a time)yaşına girmek, yaşına basmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's just turned twelve.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (shape on a lathe) (torna tezgahında)işlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The carpenter turned four table legs.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (phrase well)hoş bir üslupla yazmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Shakespeare knew how to turn a phrase.
turn [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." slang (cause to change allegiance)saf değiştirtmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  saptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 A foreign government turned one of our agents.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (gymnastics: do, perform) (takla, vb.)atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Marla turned somersaults across the lawn.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (reach an age) (yaş)basmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My great-grandmother turned 99 last week.
turn [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (ankle: twist)burkmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
turn [sth] to [sth],
turn [sth] into [sth]
vtr + prep
(transform)dönüştürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  haline getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You turn my sadness to joy.
turn [sth] into [sth] vtr + prep (render)haline getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The brewer turns the grain and hops into beer.
turn [sth] into [sth] vtr + prep (translate)tercüme etmek, çevirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Please turn the English into French.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'turn into' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

turn into' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'turn into'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.