troubled

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈtrʌbəld/US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/ˈtrʌbəld/

From the verb trouble: (⇒ conjugate)
troubled is: Click the infinitive to see all available inflections
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: troubled, trouble

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
troubled adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (with personal problems) (kişi)endişeli, kaygılı, tedirgin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Troubled teenagers often don't know who to talk to.
troubled adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (beset by difficulties)problemli, sorunlu, sorun çıkaran s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Their building project has been troubled from the word go.
troubled adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (area, country: beset by unrest) (bölge, ülke)sorunlu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sıkıntılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It is hoped that this treaty will bring peace to the troubled region.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (difficulty)zorluk, güçlük, zahmet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was having trouble getting the key in the door.
 Anahtarı deliğe sokmakta zorluk çekiyordu.
troubles nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (problems)dertler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
  sıkıntılar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 Francesca was telling me about all her troubles.
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (disturbance)kargaşa, karışıklık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  rahatsızlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sorun, problem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The city closed the bar down because there was always trouble outside it.
trouble vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (disturb, inconvenience)rahatsız etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  zahmet vermek, zahmete sokmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm sorry to trouble you, but there is someone on the phone.
 Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim, ama birisi telefonda sizinle konuşmak istiyor.
 Size zahmet vermek istemem, yemeği ben pişirebilirim.
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cause of effort, exertion)zahmetli, eziyetli, sıkıntılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This job is just too much trouble.
 Bu çok zahmetli bir iş.
trouble vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (worry)üzmek, (canını) sıkmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She was troubled by his spending habits.
 Bu kadar çok para harcaması canını sıkıyordu.
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (effort)zahmet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çaba, gayret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  külfet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  meşakkat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Making your own clothing isn't worth the trouble.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (improper functioning)arıza i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aksaklık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This washing machine is always giving trouble.
trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (cause of problems)bela, baş belası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Stay away from that boy - he's trouble.
the Troubles nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." UK, Ire (political strife) (İngiltere ve İrlanda arasında)siyasi çekişme/mücadele i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I lived in Belfast throughout the Troubles.
trouble viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (worry)kaygılanmak, endişelenmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  merak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  üzülmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dert etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's alright, I'll do it - don't trouble.
trouble,
trouble to do [sth]
vi + prep
(make an effort)zahmet etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  zahmetinde bulunmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She didn't even trouble to tell me what had happened.
trouble [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make waves in)bulandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  karıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  rahatsızlık vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She troubled the usually calm committee with her new ideas.
trouble [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (afflict, cause pain)acı vermek, ıstırap vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sıkıntı vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uğraştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The athlete's Achilles tendon was troubling her.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'troubled' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

troubled' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'troubled'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.