trace

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈtreɪs/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/treɪs/ ,USA pronunciation: respelling(trās)

Inflections of 'trace' (v): (⇒ conjugate)
traces
v 3rd person singular
tracing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
traced
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
traced
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
trace vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (on translucent paper)(şeffaf kopya kâğıdı ile) kopyasını çıkarmak, kopya etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
trace vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (outline) (birşeyin)dış çizgilerini/hatlarını çizmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
trace vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (follow)izlemek, takip etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
trace [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (identify origin) (kaynağını, vb.)bulmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  belirlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  saptamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The gas company is trying to trace the source of the leak.
trace [sth] to [sb/sth] vtr + prep (find origin, originator)kaynağını bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Karen finally traced the strange smell to the pile of clothes on her teenage daughter's bedroom floor.
trace [sth] to [sth] vtr + prep (follow to source)-e dayandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Grace can trace her family tree to the sixteenth century.
trace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (detectable amount)az miktar, zerre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There were traces of mud on the carpet where Simon had walked through without taking his boots off first.
trace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (indication of presence)iz, nişan, eser i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are traces that Olivia has been home, but she isn't here now.
trace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tracking a phone call)telefon numarasını tespit etme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The trace helped the police to catch the criminal.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
trace [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (phone call: track) (telefon numarasını, vb.)tespit etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Police tried to trace the call from the kidnapper, but he hung up too quickly.
trace [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (follow course of)izlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Robert traced the course of events leading to the crisis.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
not a trace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (no sign)en ufak bir izi bile yok
 Come April, there is not a trace left of the snow. There is not a trace of any sugar in this tea.
trace [sth] back to [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." often passive (identify origin, owner) (kökeni)-e kadar gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -e dayanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The origins of Halloween can be traced back to the Celts.
trace the origin of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (find the source of)aslını araştırmak/arayıp bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ian tried in vain to trace the origin of the slanderous rumor. Doctors are hoping to trace the origin of the salmonella outbreak.
trace the origin of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (learn the ancestry of)aslını araştırmak/arayıp bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The internet makes the task of tracing the origins of your family much easier.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'trace' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: trace [an image, a picture, the outline], trace [the image] onto [paper, canvas, a notepad, the screen], trace a [vehicle, car, van], daha fazlası...

trace' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'trace'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.