WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

tie one on


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"tie" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: one | on

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
tie vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attach using string)bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tied the horse to the post.
 Atını direğe bağladı.
tie vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (a knot)düğümlemek, bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She tied string round the giftbox.
 Hediye paketinin üzerine kurdele bağladı.
tie [sth] with [sth] vtr + prep (attach using string, rope) (iple, vb.)bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tied the package with string.
tie viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be even in sports)berabere kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The two teams tied.
 İki takım berabere kaldı.
tie vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make the score even) (oyun, maç, vb.)eşitlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They tied the game with the last score.
 Son golle birlikte maç eşitlendi.
tie [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (shoelaces: fasten) (ayakkabı bağcığı, vb.)bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The runner tied her shoelaces tightly before starting her jog.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. mainly UK (necktie)kravat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He wore a blue tie to go with his white shirt.
 Beyaz gömleğine uyan mavi bir kravat taktı.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sport, game: draw) (spor)beraberlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Neither team was happy with the 2-2 tie.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
tie [sth] on,
tie on [sth]
vtr + adv
(attach with string, rope)-e bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (string, etc., for attaching things)bağ i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The tie came loose and the bag dropped.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (bond) (aile, vb.)bağ i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He stays in Ohio because of his family ties.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rod) (metal, vb.)çubuk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The metal tie helped hold the structure together.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (music: line connecting notes) (müzik)nota bağı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 To elongate the last note of the measure, there is a tie to the following half note.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (railroad) (demiryolu)travers i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Railroad ties support the steel tracks.
tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (shoe)bağcıklı ayakkabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you prefer a tie or a loafer?
tie [sth] in [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make a knot in)düğümlemek, bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tied a knot in his scarf.
tie [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." mainly US (match in sports)berabere kalmak, yenişememek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The Canadian team tied the French.
tie [sb] to [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative, often passive (restrict) (mecazlı)sınırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He is tied to the job by the golden handcuffs in his contract.
tie [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (extend sound of: note) (nota)sesi uzatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The C is tied over the bar for half a beat.
tie [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (connect: musical notes)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The quarter note and the eighth note were tied.
be tied vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be equal)berabere olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 With one day to go until the final vote, the two candidates were tied.
tie [sb/sth] to [sth] vtr + prep figurative, often passive (connect, link)bağlantısı olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The politician had to resign because it was discovered that he was tied to the mafia.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
tie in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (be consistent)uyuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 James said they'd got home at 2 am and Paul said the same, so that ties in.
tie in with [sth] vi phrasal + prep (be consistent with)ile uyuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 This pottery fragment is 500 years old, which ties in with what archaeologists believe about the age of the settlement.
tie [sth] in vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (connect with [sth])-e bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 This is a great idea, but it doesn't seem to fit with the rest of the novel. I'm not sure we can tie it in.
tie in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (occur at coordinated time) (zaman)uyuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Our train gets in at 19:00 and the concert starts at 19:30, so that ties in.
tie in with [sth] vi phrasal + prep (occur at coordinated time with) (zaman)ile uyuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 You want to meet for lunch? We'll be in town at midday anyway, so yes, that ties in with our plans.
tie [sth/sb] up,
tie up [sth/sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(fasten or secure with rope)bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
Not: A hyphen is used when the term is a noun.
 Joe wrapped the package and tied it up with string.
tie [sth/sb] up,
tie up [sth/sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (keep occupied)meşgul etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tie [sth] up,
tie up [sth/sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (end, bring to a conclusion)sonuçlandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sonlandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The writer struggled to tie up his complex story.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
black tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (men's formal evening wear)smokin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (erkek)resmi gece kıyafeti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The men had to wear black tie for the company's Christmas dinner.
black-tie n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (of men's formal evening wear)resmi gece kıyafeti ile gidilen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (davet, vb.)smokinli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
black-tie n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (event: requiring men's formal wear)resmi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
bow tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bow-shaped necktie)papyon kravat, papyon i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  fiyonk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen is used when the term is an adjective.
 Alan was wearing a bow tie.
bow-tie n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (dinner, etc.: formal) (davet, yemek)resmi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's been invited to a bow-tie dinner.
tie the knot v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (get married)evlenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dünyaevine girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Tom and Rachel tied the knot at the church last night.
necktie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (tie worn around the neck)boyunbağı, kravat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I won't work in an office that requires me to wear a necktie.
tie [sth] down vtr + adv (fasten with rope)bağlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
tie [sb] down vtr + adv figurative (restrain, restrict [sb](mecazlı)özgürlüğünü kısıtlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tie [sth] in with [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (connect [sth] with [sth])ile bağlantı kurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Detectives are trying to tie in the witness accounts and CCTV footage with what they suspect happened.
tie [sth] in with [sth],
tie in [sth] with [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(coordinate timing of)-e uydurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The publishers want to tie in the book launch for the famous poet's biography with the centenary of his death.
tie the knot v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative, informal (get married)evlenmek, dünya evine girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When is your sister going to tie the knot?
tie-up nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (traffic hold-up)trafik sıkışıklığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
tie-dye n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (relating to tie-dying fabric) (kumaş)batik s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
tie-dye nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (technique of coloured patterns on fabric)batik tekniği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
white tie nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (men's formal dress)(smokinle beraber takılan) beyaz papyon i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  smokin ve beyaz papyondan oluşan resmi erkek kıyafeti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'll be wearing white tie to the mayor's ball.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

tie one on' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'tie one on'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.