tear

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈtɪər/, /ˈtɛər/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/tɪr for 1; tɛr for 2/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(tēr for eyes/weeping; târ for other senses)


Inflections of 'tear' (v): (⇒ conjugate)
tears
v 3rd person singular
tearing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
tore
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
torn
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: tear, tore

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
tear nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drop of water from eyes)gözyaşı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A tear ran down his cheek.
tear nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rip)yırtık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's a tear in my jacket.
 Ceketimde yırtık var.
tears nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (sadness, weeping)gözyaşları çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 If the England team don't win this match, there'll be tears.
tear [sth] from vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (rend, rip)yırtmak, koparmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tore the page from the book.
 Kitaptan sayfayı yırttı (or: kopardı).
 Tüm parasını kumarda kaybeden oğlunu çok fena hırpaladı.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
tear viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." US (form tears) (göz)yaşarmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 It was so cold my eyes started tearing.
tear viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (become torn)yırtılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 This page is tearing: I need some tape.
tear viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (move fast)hızla gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  fırlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
Not: Followed by adverb or prepositional phrase.
 The car tore down the street.
tear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (damage: ligament) (kas, vb.)yırtmak, zedelemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She's torn her knee, and won't be able to play.
tear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (rip: clothing) (giysi)yırtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tore his shorts climbing a tree.
tear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (pull up)çekip çıkarmak, koparmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She tore the weeds from the ground.
tear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wrench)koparmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He tore a leg from the chicken and started eating.
tear [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (distress) (mecazlı)sıkıntı vermek, sıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm torn as to whether I should go or stay.
tear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (divide) (mecazlı)bölmek, ayırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The country was torn in two by the issue.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
tear | tore
İngilizceTürkçe
tear [sth] apart,
tear apart [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(rip to pieces)parçalamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (kağıt, vb.)yırtmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He tore apart the green pear with his bare hands.
tear [sb] apart vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." figurative (devastate emotionally) (duygusal anlamda)sarsmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Getting a cancer diagnosis can tear you apart.
tear [sth] apart,
tear apart [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(destroy)harap etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  tahrip etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  mahvetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ten years of war has torn the city apart.
tear [sb] and [sb] apart,
tear apart [sb] and [sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (divide) (birbirinden)ayırmak, koparmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ryan's affair tore him and his fiancée apart.
tear [sth] apart,
tear apart [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (give negative opinions of)sertçe eleştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yerin dibine sokmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The art critic just tore apart the painting.
tear [sb] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." informal, figurative (remove) (televizyon başından, vb.)kaldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uzaklaştırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 That kid is so glued to the TV that it's difficult to tear her away.
tear [sth] down,
tear down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(dismantle, demolish) (bina, vb.)yıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sökmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yerle bir etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The government must tear down several houses to build the highway.
tear [sth] down,
tear down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (destroy)mahvetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)yerle bir etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  harap etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His cutting remarks tore down her fragile self-esteem.
tear [sb/sth] down vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." informal, figurative (criticize harshly)yerin dibine geçirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  acımasızca eleştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tear [sth] off,
tear off [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(detach by ripping)yırtmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ayırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  koparmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He tore off the wrapping to discover what was inside.
tear off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (leave hurriedly)aceleyle çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sıvışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The bank robbers tore off in their car.
tear [sth] out,
tear out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(remove by ripping)koparmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yırtıp almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He tore out a page from the magazine. When I see a good recipe in the newspaper, I usually tear it out.
tear [sth] up,
tear up [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(rip to pieces)yırtmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  parçalamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  parça parça etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm going to tear up the letter you wrote me.
tear up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (become teary-eyed)gözleri yaşarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If he sings a sad song, I'm going to tear up for sure.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
tear | tore
İngilizceTürkçe
tear [sb] away from [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (remove from)kaldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uzaklaştırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tear yourself away v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (remove yourself)ayrılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uzaklaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tear yourself away from v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal figurative (remove yourself from)ayrılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uzaklaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
tear gas nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chemical: irritates the eyes)göz yaşartıcı gaz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The cops fired tear gas into the crowd when they refused to disperse.
tearaway,
tear-away
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
UK, informal (reckless)pervasız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  aldırışsız, umursamaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  düşüncesiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
tearaway,
tear-away
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
UK, informal (reckless person)pervasız kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  delidolu kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  düşüncesiz kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
wear and tear nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (damage caused by use) (normal kullanım sonucu)aşınma ve eskime i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aşınma ve yıpranma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The insurance company will pay for accidental damage, but not wear and tear.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'tear' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: tore a hole in my [sleeve, jacket], a [baby's, child's] tears, tore it to [pieces, shreds, smithereens], daha fazlası...

tear' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'tear'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.