swell

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈswɛl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/swɛl/ ,USA pronunciation: respelling(swel)

Inflections of 'swell' (v): (⇒ conjugate)
swells
v 3rd person singular
swelling
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
swelled
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
swollen
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
swell viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (expand, grow)şişmek, kabarmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  büyümek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  artmak, yükselmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Wendy's ankle swelled after she slipped on the wet rocks.
swell viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (get bigger)artmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  çoğalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  büyümek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The club started out as just a few people, but membership has been swelling over the past six months.
swell viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (grow louder) (ses)yükselmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Somebody opened the front door of the house where the party was being held, and the music swelled.
swell [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (increase [sth])artırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çoğaltmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Office workers came out into the street to see what the commotion was about, swelling the crowd.
swell adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US, ironic, slang (not good)kötü, hiç de iyi olmayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A flat tire when I'm already late for work? Well, that's just swell!
swell adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US, dated, slang (great)çok iyi, harika, fevkalâde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Larry's just landed a swell new job.
swell nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ocean wave)(deniz) dalga i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The swell of the ocean rocked the boat gently.
swell interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" US, dated, slang (great)harika, müthiş, süper ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You can make it tonight? Swell!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
swell up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (become enlarged)şişmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 My hands swelled up after I took the medication.
swell up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, informal (be very proud) (mecazlı)koltukları kabarmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Just look at him swell up when somebody asks him about his girlfriend.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'swell' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: (can, will) swell in size, swell [due to, because of], my [hand, eye, throat] is swelling up , daha fazlası...

swell' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'swell'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.