sublime

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/səˈblaɪm/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/səˈblaɪm/ ,USA pronunciation: respelling(sə blīm)

Inflections of 'sublime' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
sublimer
adj comparative
sublimest
adj superlative
Inflections of 'sublime' (v): (⇒ conjugate)
sublimes
v 3rd person singular
subliming
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
sublimed
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
sublimed
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sublime adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (grand, lofty)ulu, yüce s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The hikers were astonished at the sublime landscape they saw when they reached the top of the mountain.
sublime adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (awe-inspiring)haşmetli, heybetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  huşu uyandıran s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The sublime domes of the church attract many visitors.
sublime adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (supreme, excellent)harika, mükemmel, fevkalâde, muhteşem s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The soprano's voice was sublime.
sublime adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (complete, utter)tam, mutlak, kesin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The virtuoso pianist had sublime mastery of the concerto.
sublime nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (that which is sublime)ulu/yüce şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  harika/fevkalâde/muhteşem şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We must understand that we will all experience both the horrific and the sublime in life.
the sublime nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (the supreme degree)en yüksek derece i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  en üst nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He documented the sublime of stupidity that caused the environmental crisis.
sublime [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (chemistry: turn to vapor) (kimya)süblimleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Certain solids can be sublimed under reduced pressure or in a vacuum.
sublime viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (chemistry: turn to vapor) (kimya)süblimleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 In freeze-drying, water is allowed to sublime and is then removed.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
sublime [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." archaic (make nobler)soylulaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yüceleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sublime' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

sublime' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sublime'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.