stricken

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈstrɪkən/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈstrɪkən/ ,USA pronunciation: respelling(strikən)

From the verb strike: (⇒ conjugate)
stricken is: Click the infinitive to see all available inflections
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked." (Mainly used for figurative senses relating to emotions, afflictions, etc.)
Bu sayfada: stricken, strike

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
stricken adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (afflicted: by disease)(hastalığa) yakalanmış, tutulmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
stricken adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (affected: emotionally)(dert, sıkıntı, vb.) çeken, muzdarip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (felakete, vb.) uğramış, duçar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
stricken adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (area, etc.: affected, hit)saldırıya uğramış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Aid agencies have rushed to send emergency supplies to the stricken area.
-stricken adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." as suffix (afflicted by [sth](felakete, vb.)uğramış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (hastalığa, vb.)yakalanmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  duçar olmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen is used when the adjective precedes the noun
 People in the drought-stricken region were dying of thirst.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (work stoppage)grev i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The union called a strike for Friday.
 Sendika Cuma günü için grev çağrısında bulundu.
strike vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hit)vurmak, yumruk atmak, darbe indirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (mecazlı)çakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The boxer struck his opponent.
 Boksör rakibine vurdu (or: yumruk attı).
 Boksör öyle bir çaktı ki, rakibini ringde beş dakika oturttu.
strike vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (a target)vurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  isabet etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The arrow struck its target.
 Ok hedefi vurdu.
 Ok hedefe isabet etti.
strike vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attack)saldırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The bear struck without warning.
 Ayı birdenbire saldırdı.
strike [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (crash into)çarpmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The car struck the guardrail.
strike vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (clock) (saat)çalmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The clock struck ten.
 Saat onu çaldı.
strike [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (lightning: hit) (yıldırım)çarpmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Lightning struck the old tree during the storm.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sound from hitting) (ses)vurma, vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Can you hear the strike of the clock?
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (attack)saldırı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hücum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The military strike killed three people.
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (baseball: miss)isabet ettirememe, ıskalama, ıska i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Three strikes and you're out.
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bowling: knocking over all pins) (bowling)bir atışta tüm şişeleri devirme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I had three strikes in the game.
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (instance of [sth] striking) (yıldırım)düşme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çarpma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Lightning strikes are reported in the area.
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (unfavorable mark)uygunsuz davranış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uygunsuz söz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The judge reminded the defendant that this was his second strike.
strike nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (discovery of gold, oil, etc.) (maden, vb.)bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
strike [sb] as [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (give the impression)izlenim bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Greg's story strikes me as an exaggeration.
strike viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (attack)hücum etmek, saldırmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  saldırıya geçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The army struck in the middle of the night. The bank robbers have struck again.
strike viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (stop work in protest)grev yapmak, iş bırakma eylemi yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The workers all decided to strike after their boss refused to negotiate salaries.
strike [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bite)ısırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (yılan, vb.)sokmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The snake struck his leg without warning.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (match: light)kibrit yakmak, kibrit çakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 To light the candles, first you need to strike a match.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (accord: reach)anlaşmaya varmak, anlaşma sağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The two parties finally struck an agreement.
strike [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fall on) (yıldırım, vb.)düşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When light strikes an object, the wavelengths it reflects determine what colour that object will appear.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fall upon) (bir şeyin üstüne)düşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çarpmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The egg broke when it struck the floor.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (locate by mining) (maden, petrol, vb.)bulmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The town grew after somebody struck gold there.
strike [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (surprise)şaşırtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He was struck by the news of his cousin's death.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (text: put a line through)üstünü çizmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Strike all of the lines in the second paragraph.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (theater, film: dismantle set)sökmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kaldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
strike [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (abolish, cancel)feshetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ilga etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  iptal etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Officials voted to strike the amendment.
strike [sb] as [sth] vtr + conj (give the impression)gibi gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  izlenim bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His attitude really struck me as strange.
strike [sth] into [sth] vtr + prep (thrust)saplamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sokmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  batırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The camper struck his pole into the ground.
strike [sth] into [sth] vtr + prep (instil) (terör, vb.)estirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (korku)salmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 It struck terror into their hearts.
strike [sth] from [sth] vtr + prep (text: delete from [sth])çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Strike that sentence from your article.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
stricken | strike
İngilizceTürkçe
grief-stricken,
grief stricken
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(grieving)kederli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  acılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yaslı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen is used when the adjective precedes the noun
poverty-stricken adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extremely poor)çok yoksul, çok fakir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  gariban s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sefil s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'stricken' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

stricken' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'stricken'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.