Bu sayfada: stretched, stretch

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
stretched adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (person: under strain) (kişi)gergin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sinirleri gerilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The employees are already stretched; how do you plan to take on another client without hiring more people?
stretched adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (resources: not sufficient) (kaynak)yetersiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The loss of profits this year means our already stretched budget will be even more limited next year.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
stretch viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (reach up, out)uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Stretch as high as you can and pick that apple from the tree.
 Uzanabildiğince yükseğe uzan ve o elmayı dalından kopar.
stretch viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (on waking: flex muscles)gerinmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Sadie turned off her alarm clock and stretched.
stretch vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (lengthen)germek, uzatmak, esnetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We have to stretch the rope to its full length.
 İpi sonuna kadar germemiz gerekiyor.
stretch [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make expand)genişletmek, esnetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The shoes will fit once they've been stretched.
stretch [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (muscles: flex) (kas, vb.)kasmak, bükmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  gevşetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I need to stretch my legs before I run the race.
stretch viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (spread, extend) (kumaş, vb.)esnemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yayılmak, uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The fabric will stretch when it's wet, and shrink as it dries.
stretch to [sth] vi + prep informal, figurative (extend to doing [sth](mecazlı)erişmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yayılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My language skills don't stretch to Japanese.
stretch to doing [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (extend to [sth])yeterli gelmek, yetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm afraid my conversational skills in Italian don't stretch to negotiating house prices.
stretch viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (warm up before exercise) (spordan önce)esneme hareketleri yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 It's important to stretch before and after exercising.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
stretch adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (elasticated)esnek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She put on stretch pants and began to do yoga.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (rest)dinlenme, istirahat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm going to the bedroom for a stretch after lunch.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (length of road, track) (yol, vb.)bölüm, kısım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The stretch up ahead is flat and straight.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (time: period, interval)süre, müddet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Let's rest for a stretch after we finish the job.
a stretch,
a bit of a stretch
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, figurative (exaggeration)abartı, mübalağa i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's a bit of a stretch to call her a teacher. She helps out in the classroom occasionally, that's all.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (prison term)mahkumiyet süresi, hapis süresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The judge sent him down for a ten-year stretch.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (act of stretching limbs)gerinme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A stretch always helps me wake up in the mornings.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (stretch limo) (araba, vb.)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The students hired a stretch for graduation day.
stretch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (elasticity)esneklik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's always good to have some clothes with a bit of stretch in them, just in case you put on weight.
stretches nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (warm-up exercise)gerinme hareketleri çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 I always do a few stretches before I go for my run.
stretch [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (money: eke out) (para, vb.)kısmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We have to stretch our money and make it last all week.
stretch [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wings: spread) (kanat, vb.)açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yaymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The turkey stretched its wings and tried to fly, but was too heavy to leave the ground.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'stretched' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

stretched' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'stretched'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.