sour

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsaʊər/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/saʊr, ˈsaʊɚ/ ,USA pronunciation: respelling(souər, souər)

Inflections of 'sour' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
sourer
adj comparative
sourest
adj superlative

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sour adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (taste: acidic)ekşi, mayhoş, buruk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jane grimaced as she tasted the sour lemon.
sour adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (milk: bad) (süt, vb.)ekşimiş, bozuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Rick wanted a cup of tea, but found only sour milk in the fridge.
sour adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (bitter, resentful)ters s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hırçın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yüzü gülmeyen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  somurtkan, asık suratlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 After a number of disappointments early in her life, Ann had become sour.
sour viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (milk: turn bad)(süt) ekşimek, bozulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The milk soured because Ben forgot to put it back in the fridge.
sour [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (spoil, turn bad) (ilişki)bozmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  mahvetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Nina's infidelity soured her relationship with her husband.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
sour viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (friendship, etc: turn bad) (dostluk)bozulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Liam thought Sean had betrayed him and their friendship soured because of it.
sour [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (embitter)hayata küstürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  canından bezdirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  hırçınlaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  huysuzlaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Years of working in low-paid, unrewarding jobs had soured Gillian.
sour [sb] towards [sb/sth] vtr + prep figurative (embitter)nefret ettirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  küstürmek, gücendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Several bad relationships had soured Neil towards women.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
sour cream,
also UK: soured cream
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(soured dairy product)ekşi krema i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The trick to a rich devil's food cake is to use some sour cream or buttermilk.
sour grapes nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." figurative (bitterness about [sth] unattainable)elde edilemediği için hor görülen şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sour' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the [milk, cream, soup] soured, sour with [additives, lemon], soured [the relationship, him], daha fazlası...

sour' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sour'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.