sliding

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈslaɪdɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(slīding)

From the verb slide: (⇒ conjugate)
sliding is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: sliding, slide

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sliding adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (that slides)kayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (kapı, vb.) sürgülü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Wendy pushed aside the sliding panel and took out what was hidden behind it.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (glide, move easily)kaymak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Good lubrication will help the machine parts slide freely.
 Yeterli yağlama yapılması halinde makinanın parçaları birbirlerine sürtünmeden serbestçe kayabilecekler.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (playground)kayak, kaydırak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The slide is smooth and cool, and the children love to play on it.
 Çocuklar kayakta kaymaya bayılıyor.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (glide along)kaymak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He slid towards me on his ice skates.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (slip)kayıp düşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He slid on the icy sidewalk and hurt himself.
slide [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (pass lightly)vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Slide the butter dish down the table to your sister, please.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (photography: transparency)slayt, saydam fotoğraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you want to see our holiday slides?
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (for microscope specimen) (mikroskop)cam plaka, lam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The scientist placed a slide with a sample under the microscope lens.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (presentation software page, image) (bilgisayar)slayt i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Make sure you review the content on the slides before the presentation.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (minor avalanche)hafif çığ i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  toprak kayması, heyelan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Beware the snow slides on the mountain.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (movement: slip)kayma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The tap dancer did an elegant slide to end the act.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (trombone part)trombon sürgüsü, sürgü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The trombone has either valves or a slide to change the pitch.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shoe) (ayakkabı)çekecek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (baseball)çeviri bulunamıyor
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (skateboarding, snowboarding)kayma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (quality, etc.: decline) (kalite, vb.)düşüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (machine part)sürgü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable, informal (slide guitar)slide gitar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (hair clip)saç tokası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (decrease) (piyasa, vb.)düşüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bad news will make the financial markets slide.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (baseball)çeviri bulunamıyor
 To avoid the tag, he had to slide head first into third base.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (pass smoothly)süzülmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yavaşça akmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Tears slid down the old man's face.
slide viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (move surreptitiously)sıvışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Mark slid out of the meeting early. The burglar slid along the alley, staying close to the walls.
slide into [sth] vi + prep (fall gradually into state) (bunalıma, vb.)girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 After losing her job, Susan slid into a deep depression.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
sliding | slide
İngilizceTürkçe
sliding door nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (door which opens on a runner)sürme kapı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kayar kapı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
sliding scale nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (prices: according to income)değişken fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The local clinic uses a sliding scale so I can afford their services.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sliding' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: come [in, out] through the sliding doors, [enter, exit, leave] through the sliding doors, [enter] using the sliding doors, daha fazlası...

sliding' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sliding'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.