single

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsɪŋgəl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈsɪŋgəl/ ,USA pronunciation: respelling(singgəl)

Inflections of 'single' (v): (⇒ conjugate)
singles
v 3rd person singular
singling
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
singled
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
singled
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: single, one-way ticket
'single' 'one-way ticket' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'single' is an alternate term for 'one-way ticket'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (only one)tek, bir, bir tane s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tek, yegâne s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I just have a single beer left. Who wants it?
 Bir şişe bira kalmış. Kim istiyor?
 Hayattaki yegâne arkadaşı küçük köpeğiydi.
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (united)birleşik, birleşmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The two companies merged to make a single, larger company.
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (unmarried) (evlenmemiş)bekâr s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She remained single until she was 24 years old.
 24 yaşına kadar bekâr yaşadı.
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (one-way) (bilet)gidiş, tek gidiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He bought a single ticket to Paris and planned to drive home.
singles adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (for single people)bekarlar isim s.
 She went on a singles holiday to Antigua.
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (serving: for one person) (porsiyon)bir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He ordered a single serving of French fries.
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (room: for a single person) (oda)tek kişilik s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I booked a single room, so unfortunately you can't stay with me.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
single adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (flower: with one ring of petals) (çiçek)yalınkat s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This is a single petunia, but I prefer the doubles.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (single thing)tek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We have lots of sets and pairs, but not one single.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (single room)tek kişilik oda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was travelling alone, so his room was just a single.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (single ticket)tek gidiş bileti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She bought a single to Paris and planned to drive back.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (record, CD with 1-2 songs) (bir veya iki şarkıdan oluşan CD)single i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She loved the song, so she bought the single.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (baseball: base hit) (beysbol vuruşu)tek vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He hit two singles in that game.
single nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (one dollar bill)bir dolarlık banknot i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She had three singles and a five in her wallet.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. Cüzdanında üç adet bir dolarlık banknot vardı.
singles nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (tennis match between individuals) (tenis)tekler maçı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He played in both the singles and doubles.
singles nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (individuals not in a relationship)bekar kişiler, bekarlar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 Yeah, there were plenty of singles at the party.
single viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (baseball: get to 1st base)çeviri bulunamıyor
 He singled in the eighth inning.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
one-way ticket,
also UK: single ticket,
single
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(transport: single-journey fare)tek gidiş bileti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I didn't know when I would be coming back, so I bought a one-way ticket.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
single | one-way ticket
İngilizceTürkçe
single [sb] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (identify)belirlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  teşhis etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
single [sb/sth] out,
single out [sb/sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(select specifically)özellikle seçmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The teacher always singles me out and I never know the answer to her questions.
single [sb] out for [sth] vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (give [sb] special attention)ayrı tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
single | one-way ticket
İngilizceTürkçe
single bed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bed for one person)tek kişilik yatak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
single mother nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (female parent without a partner)bekar anne i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's been a single mother since her husband died last year.
single parent,
lone parent
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(mother or father without a partner)çocuğunu tek başına büyüten ebeveyn i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yalnız anne i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yalnız baba i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
single room nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (hotel room for one person) (otel)tek kişilik oda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The single rooms here are no wider than the beds they contain. I'd like to book a single room with shower, please.
single-handed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (done by one person alone)tek başına yapılan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tek kişinin işi olan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yardımcısız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
single-handed,
single-handedly
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(by one person, without aid)tek başına z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yalnız başına z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
single-minded adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (determined, focused)kararlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  azimli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ne istediğini bilen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'single' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: solo, bachelor, sole, daha fazlası...
Eşdizimler: single her out (from the crowd), [lonely, attractive, rich, desperate] singles, a singles [bar, club, vacation, chat room], daha fazlası...

single' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'single'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.