sign

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsaɪn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/saɪn/ ,USA pronunciation: respelling(sīn)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (street) (trafik)işaret, levha i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sign said to stop.
 Yolda dur işaretini gördüm.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (notice, placard)tabela, levha i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shopkeeper put a sign up saying he'd be back in thirty minutes.
 Dükkân sahibi kapıya bir tabela asarak yarım saat sonra döneceğini belirtti.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (indication)işaret, gösterge, belirti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are signs that it will storm tomorrow.
 Yarın fırtına çıkacağına dair işaretler var.
sign,
sign of [sth]
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(portent, presage)belirti, işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  alamet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some people say that when cows lie down, it is a sign of rain.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (typographical character)işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 What does the pound sign look like?
 This sentence is not a translation of the original sentence. Dolar işareti neye benziyor?
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (of the zodiac)burç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 What is your sign? I'm a Leo.
 Burcun nedir? Benimki Aslan.
sign vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (add one's signature to)imzalamak, imza atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He signed the form at the bottom.
 Formun alt kısmını imzaladı.
sign vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (engage for employment, hire)işe almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They signed the basketball star to a new contract.
 Ünlü basketbolcuyu yeni bir kontratla işe aldılar.
sign [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (say in sign language)işaret diliyle anlatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The two signed their conversation so they wouldn't make noise.
sign that vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (say in sign language)işaret diliyle söylemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Veronica's hearing-impaired friend signed that he would prefer to meet at seven o'clock that evening.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shop sign) (dükkan)tabela i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 All the shops had small painted signs out front.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (symbol)sembol, simge i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The scroll was covered in signs that they could not understand.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (indicative gesture)işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ken's sign told us that he was all right.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gesture within sign language) (işaret dili)işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The deaf woman's sign indicated that she would drive.
sign,
sign for [sth]
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(sign language)işaret dilinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Do you know the sign for "cat" in American Sign Language?
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (symptom) (hastalık)belirti, emare i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (tıp)semptom i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He is showing signs of diabetes.
sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mathematics: plus, minus, etc.) (matematik)işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Yes, three hundred, but what is the sign? Positive or negative?
signs nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." US (animal tracks) (hayvan, vb.)izler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 The rancher inspected the area for coyote signs.
sign viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (write a signature)imzalamak, imza atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He signed, once he had found the right place.
sign viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (use gestures)işaret etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Trying not to make noise, he signed for her to come towards him.
sign viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (use sign language)işaret dili kullanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She has a sister who is deaf, so she knows how to sign.
sign viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (agree to a contract) (anlaşma, vb.)imzalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  imza altına almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He finally signed after deliberating for a few weeks.
sign [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (autograph) (kitap, vb.)imzalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The movie star signed many autographs that day.
sign [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (communicate using gestures)işaretlerle konuşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Since the boss had laryngitis, he had to sign his approval of our idea with his head.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
sign [sth] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (rights: give up) (haklarından, vb.)vazgeçmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Leyla signed away all rights to her father's estate.
sign [sth] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." figurative (give up, lose) (şans, vb.)kaybetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Johnson signed away his chances in the next election when he approved such an unpopular law.
sign in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (register arrival)girişini kaydetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  imza atarak giriş yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Please sign in when you arrive.
sign in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (computing: log in)oturum açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  giriş yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign in to [sth] vi phrasal + prep (computing: log in) (internet sitesine, vb.)giriş yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (end a letter) (mektup)bitirmek, son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  imzalamak, imza atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Debbie signed off by telling Ian how much she missed him.
sign off with [sth] vi phrasal + prep (end a letter)bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My father always signed off with "love and kisses, Dad".
sign off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (end a broadcast) (yayın)bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 This is WKRP in Cincinnati, signing off at midnight.
sign off with [sth] vi phrasal + prep (end a broadcast)ile bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ile son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ed Murrow always signed off with the words: "Good night, and good luck".
sign off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US, informal (stop doing [sth])bitirmek, son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign [sb] off vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." often passive (authorize to miss work)işten izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign off on [sth] vi phrasal + prep informal (authorize)onay vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  onaylamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign on vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." UK (claim unemployment benefit)işsizlik sigortası almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
sign on vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US (join) (ekibe, partiye, vb.)katılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
sign out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (leaving building)binadan çıkarken imza atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Please sign out in Reception before you leave the building. Please sign out at the front desk.
sign out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (of computer, website) (bilgisayar)oturumu kapatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Don't forget to sign out when you've finished using the computer.
sign [sth] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (borrowing [sth])imzayla ödünç almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Have you signed that piece of apparatus out?
sign up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (enrol, register)yazılmak, kaydolmak, kayıt olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's time to sign up for the volleyball team. Practice starts next week.
sign up for [sth] vi phrasal + prep (enrol, register)yazılmak, kaydolmak, kayıt olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Have you signed up for the French translation course next spring?
sign up for [sth] vi phrasal + prep informal, figurative (consent)kaydolmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yazılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 More than 120 patients signed up for the clinical trial.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
cross,
sign of the cross
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(hand gesture: crossing body)haç çıkarma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The priest noticed Mark's hastily made cross as he entered the church.
equal sign (US),
equals sign (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(mathematics symbol: =) (matematik)eşit işareti, eşittir işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The math teacher told her students to write the answers after the equals signs.
fig,
fig sign
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(rude gesture made with thumb)kaba el işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ben made a fig at Stan.
hash,
hash sign
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(number sign: #)sayı işareti, kare işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
minus sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (symbol: subtraction -)eksi işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 On a keyboard the minus sign and the hyphen are interchangeable.
road sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (traffic notice)trafik işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yol işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Didn't you see the road sign? - it said 'Cattle Crossing Ahead'.
roadsign,
road sign
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(notice to traffic)trafik işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yol işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Does that yellow road sign mean yield?
sign language nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (deaf language: visual signs)işaret dili i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He can communicate perfectly by using sign language.
sign language nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (communication by gesture)işaret dili i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
sign out of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (computer, website) (web sitesinden)çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  oturumu kapatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When you've finished shopping, you should sign out of the site.
sign [sth] over vtr + adv (transfer legally)(birşeyi) imzayla başkasına devretmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It won't be his property until you have legally signed it over.
sign [sb] up vtr + adv (enrol [sb])yazdırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kaydını yaptırmak, kaydettirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They signed their children up at the local swimming pool.
sign [sb] up for [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (enrol [sb] for [sth])yazdırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kaydını yaptırmak, kaydettirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The mother signed her kids up for summer camp.
sign [sb] up to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (enrol [sb] to do [sth])-i kaydettirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kaydını yaptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Amanda signed her mother up to do a six-week computer course for beginners.
sign up to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (agree to do [sth])yazılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kaydolmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Brian signed up to take part in a sponsored bike ride for charity.
star sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (one of 12 signs of the Zodiac) (astroloji)burç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
stop sign nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (signal instructing drivers to brake) (trafik)dur işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's very simple: if there's a stop sign, stop.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sign' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: sign your [name, initials, signature, full name], a [road, street, traffic, store, warning, chemical] sign, [learn, teach, use] sign language, daha fazlası...

sign' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sign'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.