sighted

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsaɪtɪd/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈsaɪtɪd/ ,USA pronunciation: respelling(sītid)


Bu sayfada: sighted, sight

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sighted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not blind, able to see)gözleri gören s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (ileriyi, vb.) gören s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Sighted people experience the world differently from blind people.
sighted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (observed, spotted)görülen, gözlenen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The colorful bird was sighted here.
sighted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." as a suffix (having particular type of sight) (sonek olarak kullanım)görüşlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (eyesight)göz, görüş kuvveti, görme kuvveti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My sight isn't very good without glasses on.
 Gözlerim çok zayıf, gözlüksüz iyi göremiyorum.
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (view)manzara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  görme, görüş alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sight is amazing from on top of the Ferris wheel.
 Dönme dolabın tepesinden manzara bir harika.
 Buradan bakınca bina görüş alanının içinde kalıyor (or: binayı görmeniz mümkün).
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sthg to see)görülecek, görülesi, görmeye değer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The protest was quite a sight.
 Protesto görmeye değerdi.
a sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] ugly)çirkin görünüm, berbat görüntü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iğrenç manzara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Then he came out with his shirt unbuttoned. What a sight that was!
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gun: sighting device) (silah)nişangah i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He looked through the sight for a few seconds while aiming the gun.
the sights nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (tourist attractions, landmarks) (turizm)görülecek yerler, ziyaret edilecek yerler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 Kara and her boyfriend stayed in Montreal for several days and saw the sights.
sight [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (observe, spot)gözlemlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (aranan bir şeyi/birisini)görmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 After waiting an hour the tourists were delighted to sight dolphins.
sight [sth] towards [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (weapon: aim)nişan almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hedeflemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He sighted the arrow towards the target.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
sighted | sight
İngilizceTürkçe
short-sighted (UK),
nearsighted (US)
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(myopic)miyop s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzağı iyi göremeyen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The test showed that Toby was shortsighted and needed glasses.
short-sighted (UK),
shortsighted (US)
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (failing to plan ahead) (mecazlı)ileriyi göremeyen, öngörüsüz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Congress' bill to reduce taxes on greenhouse gas companies was shortsighted.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sighted' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: noticed, daha fazlası...

sighted' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sighted'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.