WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

sight for sore eyes


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"sight" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: for | sore | eyes

WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (eyesight)göz, görüş kuvveti, görme kuvveti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My sight isn't very good without glasses on.
 Gözlerim çok zayıf, gözlüksüz iyi göremiyorum.
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (view)manzara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  görme, görüş alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sight is amazing from on top of the Ferris wheel.
 Dönme dolabın tepesinden manzara bir harika.
 Buradan bakınca bina görüş alanının içinde kalıyor (or: binayı görmeniz mümkün).
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sthg to see)görülecek, görülesi, görmeye değer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The protest was quite a sight.
 Protesto görmeye değerdi.
a sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] ugly)çirkin görünüm, berbat görüntü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iğrenç manzara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Then he came out with his shirt unbuttoned. What a sight that was!
sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gun: sighting device) (silah)nişangah i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He looked through the sight for a few seconds while aiming the gun.
the sights nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (tourist attractions, landmarks) (turizm)görülecek yerler, ziyaret edilecek yerler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 Kara and her boyfriend stayed in Montreal for several days and saw the sights.
sight [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (observe, spot)gözlemlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (aranan bir şeyi/birisini)görmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 After waiting an hour the tourists were delighted to sight dolphins.
sight [sth] towards [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (weapon: aim)nişan almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hedeflemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He sighted the arrow towards the target.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
at first sight advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (instantly, immediately)ilk görüşte z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hemen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 At first sight, the town looked boring.
catch sight of [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (glimpse, notice)farketmek, farkına varmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gözüne ilişmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When I caught sight of my appearance in the mirror, I immediately rushed back to my closet to change.
in sight adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (visible, within view)göz önünde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  görünürde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Make sure the children are in sight at all times while you're at the beach.
in sight adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (close)yakın z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Two weeks ago, I thought I'd never finish this project, but now the end is in sight.
line of sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (straight line of view)görüş hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  görüş alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He bent over to stay out of his pursuer's line of sight.
lose sight of [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (no longer see)gözden kaybetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We lost sight of that boat when it went around the bend in the river.
lose sight of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (no longer be focused on)dikkate almamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When I lose sight of my goal, I waste time and accomplish nothing.
love at first sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (instant romantic attraction to [sb])ilk görüşte aşk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When Harry met Sally it wasn't love at first sight; they fell in love some years later.
not lose sight of [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (keep in view)gözden kaybetmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Do not lose sight of your children around water.
not lose sight of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (remain focused on)akıldan çıkarmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Don't lose sight of your goal, you're almost there.
out of sight advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (outside visible range)gözden uzakta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We know the actors are backstage, but they were out of sight.
out of sight adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (outside visible range)gözden uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  görünmez s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
out of sight adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." slang, dated (great, amazing)harika, fevkalade s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  muhteşem, müthiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That concert was out of sight!
quite a sight nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] impressive to see)görmeye değer şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  etkileyici şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bride was quite a sight, all in white fur and sequins.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

sight for sore eyes' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sight for sore eyes'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.