side

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsaɪd/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/saɪd/ ,USA pronunciation: respelling(sīd)


Inflections of 'side' (v): (⇒ conjugate)
sides
v 3rd person singular
siding
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
sided
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
sided
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surface)yüzey, yüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You need to paint all sides of the box.
 Kutunun tüm yüzünü boyamanız gerekiyor.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (location)yan, taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This side of the river is greener than the other.
 Nehrin bu yanı (or: tarafı) diğerinden daha yeşil.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surface of flat object)taraf, yüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Turn the paper over to the other side.
 Sayfanın diğer yüzünü çevir.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lateral part)yan, yan taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There is a hole in the side of the box.
 Kutunun yan tarafında bir delik var.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (geometry: polygon) (geometri)kenar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A square has four sides.
 Karenin dört kenarı vardır.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (edge) (uç anlamında)kenar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She wrote notes along the side of the page.
 Sayfanın kenarına notlarını yazdı.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (body: flank) (vücut)yan taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My side hurts. I wonder why.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (contesting group)taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Whose side are you on?
 Sen kimin tarafındasın?
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sports: team) (spor)takım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We're going out to root for our side.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
side adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (lateral)yan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Please go out the side door.
 Lütfen yan kapıdan dışarı çıkın.
side adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (supplementary)ek, ilâve s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Marvin started a side job.
 Mehmet ek bir işte çalışmaya başladı.
side adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (secondary)ikincil, yan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The salary is a side benefit to this job.
side adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (directed toward a side) (atış, vb.)yan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The player made a side kick.
side adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (road/street: not main) (yol)tali, yan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The main road was closed because of an accident, so we had to find our way through a maze of side streets.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (family lineage)sülale, nesep, soy i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Our side of the family has distinctive facial features.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (edge of a boat) (gemi)yan taraf, borda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sailors threw the trash over the side.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (aspect) (mecazlı)yön i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  özellik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She saw a side of him that she hadn't seen before.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (region of a city)bölge i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bölüm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The south side of the city is known for its shops.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (adjacent space)yan bölüm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The side of the house is a fun place to play.
side of [sth] nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cut of meat)yan taraf, yan kısım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Please give me a side of beef.
side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (food: accompaniment)yan yemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
side,
side with
viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived."
(favour, support)desteklemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  taraf tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The party hopes the minister will side with them.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
side with [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (support in a disagreement) (birisinin)tarafını tutmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  desteklemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The party hopes the minister will side with them.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
flip side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reverse, other side)öbür yüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  diğer taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The flip side of the album also had some good songs.
flip side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (another, less attractive, aspect) (mecazlı)kötü özellik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The flip side of the new product is that it wastes electricity.
from side to side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (movement: back and forth)bir o yana bir bu yana z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ileri geri, bir ileri bir geri z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The boat was rocking from side to side in the rough sea.
from side to side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (measurement: sideways)bir yandan diğer yana z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir taraftan diğer tarafa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The room was square, and measured about two metres from side to side.
look on the bright side,
look on the bright side of things
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
informal (consider positive aspects)(olaylara, vb.) iyi tarafından bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  iyimser olmaya çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you always look on the bright side, you will be a much happier person.
Look on the bright side interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (consider positive aspects)iyimser ol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  iyi tarafından bak ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Look on the bright side: if you have nothing, you've got nothing to lose!
on one side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (unilaterally)tek tarafta, tek yanda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We are all on one side.
on one side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (on one surface only)tek bir yüzünde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  tek bir tarafında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 An image of George Washington can be found on one side of a US dollar bill.
on the side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in addition)ek olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ayrıca z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She worked all day in an office and babysat on the side.
on the side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (secretly)gizliden gizliye z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  gizli olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She found out her husband had a girlfriend on the side.
on the side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (food: to one side) (yemek)yanında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I'll have the apple pie, with ice cream if you have it, but I want the ice cream on the side, not on top of the pie.
side by side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in a row)yan yana z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
side by side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (together) (mecazlı)birlikte, beraber z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Our two countries stand side by side in the face of this new threat.
side dish nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (food served as an accompaniment)garnitür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yan yemek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His steak was served with a side dish of mashed potatoes.
side effect nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (secondary effect: of drug) (ilaç)yan etki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Side effects of this drug may include nausea and a skin rash.
side effect nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] incidental)yan etki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Losing weight is a welcome side effect of fasting in Lent.
side street nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (small road leading off larger street)ara sokak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I drive down side streets to avoid the traffic.
snare drum,
side drum
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(percussion)trampet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tim played a drum roll on the snare drum.
sunny side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (positive aspect) (mecazlı)olumlu taraf, olumlu yan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Whenever I was depressed my grandfather told me to look on the sunny side of life.
sunny side nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sunlit side: of street)aydınlık/güneşli taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sunny side of the street is always the hottest, obviously.
to one side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (put [sth]: aside)bir yana, bir yana doğru
 She set her book to one side and picked up the newspaper.
to one side advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (movement: to the side)bir yana, bir yana doğru
 The cars all moved to one side of the road so the ambulance could pass.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'side' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: facet, daha fazlası...
Eşdizimler: (don't, didn't) side with her, on the [left, right, top, bottom, one] side, on the side table, daha fazlası...

side' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'side'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.