shoot

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈʃuːt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ʃut/ ,USA pronunciation: respelling(sho̅o̅t)

Inflections of 'shoot' (v): (⇒ conjugate)
shoots
v 3rd person singular
shooting
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
shot
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
shot
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (fire a gun)ateş etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kurşun sıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Robert's father taught him to shoot when he was a little boy.
shoot at [sth/sb] vi + prep (fire a gun at) (birisine, bir şeye)ateş etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The soldiers shot at the enemy.
 Askerler düşmana ateş etti.
fire [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (gun: fire)silahı ateşlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He shot the gun.
shoot [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (kill with gun, etc.) (silahla)vurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Where did you shoot that deer?
shoot [sb/sth] in [sth] vtr + prep (wound by firing gun, etc.)vurulmak, vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The soldier was shot in the leg.
 Asker bacağından vurulmuştu.
shoot [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (execute by gunfire)vurmak, vurup öldürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The prisoner was shot by the firing squad.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (film)film çekmek, çekim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They are shooting the movie in Canada.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (photo: take)fotoğraf çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The photographer shot 50 photos.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
shoot! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" US, slang, euphemism (annoyance)Hay Allah! Tüh! ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Shoot! I forgot his birthday!
 Hay Allah! Doğumgününü unutmuşum!
shoot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (botany: sprout)fidan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  filiz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 From the eight seeds we got five shoots growing.
shoot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (hunt)av i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They went on a turkey shoot.
shoot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (filming session)çekim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shoot will be on location in Iceland.
shoot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (photo shoot: photography session)fotoğraf çekimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Zelda is at the shoot working as a camera assistant.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sport: aim at goal) (spor)atış yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  şut çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The basketball player decided to pass instead of shoot.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (pool, billiards: play, hit) (bilardo, vb.)oynamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 It's your turn to shoot. Try to knock the 7-ball in.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (play marbles)misket oynamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The experienced marble player was able to shoot very well.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (move quickly)fırlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  atılmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The kid shot across the field to get the ball.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (photograph)fotoğraf çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You better shoot before it gets too dark!
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (film) (film)çekim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They shot all day long, but got the scenes that they wanted.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (ball: aim at target)şut çekmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He shot just as time ran out in the game.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (pain: pass through body) (ağrı)sızlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sancımak, ağrımak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The pain shot up his arm after he hit his elbow.
shoot viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." slang (speak)konuşmak, konuşmaya başlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I want to hear your opinion. When you're ready, shoot.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (take seismic reading)sismik ölçüm yapmak, deprem ölçümü yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The geologists will shoot and interpret the seismic data for you.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (star, planet: site)yerini belirlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The captain used a sextant to shoot the sun.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (dice: throw)zar atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's your turn. Shoot the dice!
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (golf: play, hit)atış yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I shot a 69 yesterday!
shoot [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (take a photo of)resmini çekmek, fotoğrafını çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The fashion model allows only a few photographers to shoot pictures of her.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (ball: aim at goal)şut atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  topa vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  şut çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The footballer shot the ball between the posts.
shoot [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (drug: inject)enjekte etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The addict had been shooting heroin for years.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
shoot back vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal, figurative (retort)karşılık vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 "I didn't steal her purse!", the street kid shot back.
shoot back vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (object: return)geri gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He tossed the boomerang, which shot right back to him.
shoot [sth] back,
shoot back [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(reply: send) (mesaj, vb.)göndermek, yollamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I read Ken's email, then shot back an angry reply.
shoot up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." slang (inject drugs intravenously)damardan uyuşturucu vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The marks on his arm indicated he shot up frequently.
shoot [sth] up,
shoot up [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
US, slang (riddle with bullets)rastgele ateş etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The killer threatened to shoot up the place if anyone approached him.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
bamboo shoot,
bamboo sprout
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
often plural (edible sprout)bambu filizi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We ordered chicken sauteed with broccoli and bamboo shoots.
photo shoot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (photography session)fotoğraf çekimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
shoot [sth] down vtr + adv (aircraft: attack with gunfire) (uçağa)ateş açmak, ateş edip düşürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We were ordered to shoot down the military aircraft.
shoot [sb] down vtr + adv informal (kill with gun) (silahla)vurup öldürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
shoot [sb/sth] down vtr + adv figurative (discredit) (mecazlı)kötülemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  boşa çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His idea was immediately shot down by the director.
shoot out of [sth],
shoot out from [sth]
vi + adv
(appear suddenly, rapidly)-den bir anda çıkıvermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -den dışarı fırlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
shoot the breeze,
bat the breeze
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
slang, figurative (chat)havadan sudan konuşmak, laflamak, çene çalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We didn't talk about anything important that night - we were just shooting the breeze.
shoot the rapids v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (canoe down fast river)hızlı akan nehirde kano kullanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Marc and his friends are going to shoot the rapids this weekend.
shoot up vi + adv (size, quantity: increase)artmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yükselmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (ebat)büyümek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Buy as much as you can now, because in the summer prices will shoot up!
shoot up vi + adv informal (child: get taller) (boy)uzamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He was small until his teens, when all of a sudden he shot up.
shootout,
shoot-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(gunfight)silahlı çatışma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fight ended in a shootout in which one man was injured.
shootout,
shoot-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
historical (gunfight: Old West)Vahşi Batı'da silahlı çatışma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are numerous shootouts in the film, often inside saloons.
shootout,
shoot-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(sport: quickfire contest) (spor)atış müsabakası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The team failed in the shootout, losing 3-2.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'shoot' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: shoot a [deer, robber, target], a [photo, calendar, fashion, movie, magazine] shoot, shot and [hit, killed] a [deer], daha fazlası...

shoot' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'shoot'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.