sell

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsɛl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/sɛl/ ,USA pronunciation: respelling(sel)

Inflections of 'sell' (v): (⇒ conjugate)
sells
v 3rd person singular
selling
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
sold
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
sold
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
sell vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (vend)satmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He sells newspapers for 50 cents each.
 Gazetelerin her birini 50 kuruşa satıyor.
sell [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (deal in)satmak, satışını yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He sells precious metals.
sell [sb] [sth] vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." mainly US (persuade to buy) (birisine bir şey)satmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 As hard as he tried, he couldn't sell her the car.
sell [sb] on [sth] vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." mainly US (convince)kabul ettirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ikna etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 As hard as he tried, he couldn't sell her on the idea.
sell viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (get bought)satılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Do those shirts really sell?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
sell nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (reluctant buyer)isteksiz alıcı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's a hard sell and will only buy at a low price.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
sell [sth] off,
sell off [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(dispose of by selling)tümünü satmak, elden çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The company will sell off some of its assets to raise cash. If he needs money he should sell off his collection of paintings.
sell out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (all be sold) (mal, vb.)elde kalmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's always annoying to get to the ticket booth and be told they've sold out.
sell out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, slang (betray values)değerlerine ihanet etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ruhunu satmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The artist sold out and started doing commercial work.
sell [sth] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (stock: discount)elden çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Year-end clearances are when they sell out the current car models.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
the hard sell nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (aggressive sales)agresif satış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ısrarlı satış yöntemi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hard sell is a tactic designed to quickly close a sale.
hard sell nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative ([sth]: hard to make desirable)kabul ettirmesi zor şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It will be a hard sell to convince the rebels to back a plan to end the civil war.
sell-by date,
US: sell date,
pull date
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(on food packaging)son tüketim tarihi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  son kullanma tarihi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
sellout,
sell-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(event: no more tickets) (tüm biletleri satılmış)kapalı gişe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The boy band had another sellout.
sellout,
sell-out
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(for which all tickets are sold)kapalı gişe s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The concert is anticipated to be a sellout show, so buy your tickets early.
sellout,
sell-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (act: against principles)ihanet etme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The band seemed to have integrity, but their appearance in a TV advert was a sellout.
sellout,
sell-out
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (person: acts against principles)ihanetçi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The singer's fans called her a sellout when she accepted a deal with a major record label.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'sell' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: sell a [product, service], will be a [hard, simple, tough] sell, sell [computers, groceries, real estate], daha fazlası...

sell' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'sell'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.