seeder

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈsiːdə/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(sēdər)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (of a plant)tohum, çekirdek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The flower will set seed in late summer.
 Çiçek yaz sonu tohum verecek.
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (of a plant, fruit, vegetable) (sayılabilir)tohum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I will plant some tomato seeds for my garden this year.
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (for planting)tohum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Most flower seeds should be planted in warm soil.
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (germ: of an idea)tohum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (fikir, vb.)filiz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You have planted the seed of an idea in my mind.
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. literary, uncountable (sperm)sperm, meni, ersuyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His seed produced two sons.
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tennis: ranked player) (tenis)seri başı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Roger was selected as a seed in the tournament, so he did not have to compete in the first round.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (of fruit, vegetable) (meyve, sebze)çekirdek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I dislike grapes with seeds in them.
seed viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (plant)tohum ekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It is too early to seed for a good harvest.
seed [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (plant lawn)çim ekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 On Sunday he seeded the lawn.
seed [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (plant fruit) (meyve ağacı, vb.)ekmek, dikmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Grandmother seeded apple trees when she was young.
seed [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (clouds)bulut tohumlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Scientists seed clouds by adding silver iodide.
seed [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (ideas) (fikir)filizlendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She seeded the idea of a vacation to Greece in his mind.
seed [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (rank: a contestant) (bir sporcuyu)seri başı yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Wendy performed well in the competition, and was seeded for the next tournament.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
coriander nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (dried seed of cilantro plant)kişniş tohumu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The rice is flavored with coriander and saffron.
coriander seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (dried seed of aromatic plant)kişniş tohumu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
poppy seed nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tiny seed of the poppy plant)haşhaş tohumu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I love Polish bread as it usually has poppy seeds on it.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

seeder' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'seeder'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.