salt

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations'salt', 'SALT': /ˈsɔːlt/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/sɔlt/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling'salt', 'SALT': (sôlt)



WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (seasoning)tuz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Can you pass the salt, please?
 Tuzu uzatır mısın lütfen?
salt vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (add salt to)tuz koymak, tuz eklemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tuzlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He salted his steak.
 Bifteğine tuz koydu.
 O sıcakta etler bozulmasın diye tuzlamak zorunda kaldılar.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
salt adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (cured with salt)tuzlanmış, salamura s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I love salt fish, but my brother hates it.
salt adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (containing salt) (tuz içeren)tuzlu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This fish lives only in salt water.
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sodium chloride)tuz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Common salt is a naturally-occurring compound of sodium.
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (preservative) (koruyucu madde olarak)tuz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Put salt on the meat to keep it from rotting.
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chemical compound)tuz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There is no net charge, positive or negative, in a salt.
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. dated, figurative (wit, piquant element)nükte i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ince espri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Let's add some salt to this dry dialogue.
salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (sailor)denizci i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The old salt had been sailing for over forty years.
salt [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cure)tuzlamak, salamura yapmak, tuza yatırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 That producer salts the best hams around.
salt [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." slang, figurative (introduce fraudulently) (bir şeyi)hileli olarak katmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They salted the mine with gold nuggets to swindle potential investors.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
Epsom salts nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (magnesium crystals) (magnezyum sülfat)epsom tuzu, İngiliz tuzu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: can be used with singular or plural verb
 He takes Epsom salts as a remedy for indigestion.
grain of salt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (salt crystal)tuz tanesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sand was fine but not powdery, like grains of salt.
salt and pepper,
salt-and-pepper
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (hair colour: grey and white) (saç)kır, kırlaşmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She was about fifty and had salt and pepper hair.
salt and pepper shakers nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (seasoning dispensers)tuzluk-biberlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
salt of the earth,
the salt of the earth
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (person: good, decent)dürüst/ahlâklı/saygıdeğer kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's the salt of the earth and would help anyone who asked him.
salt of the earth,
the salt of the earth
nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors."
figurative (people: good, decent)dürüst/ahlâklı/saygıdeğer kişiler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 The salt of the earth are those people who behave decently and work hard.
salt water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (water with high salt content)tuzlu su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  deniz suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Chesapeake Bay is a mix of fresh water from the rivers and salt water from the ocean. This fish only lives in salt water.
salt water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (saline solution)tuz solüsyonu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My dentist recommended I gargle with salt water after my extraction.
saltcellar,
salt cellar
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(shaker for table salt)tuzluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The table was empty except for the saltcellar and pepper mill.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'salt' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: salt the [food, dish, pasta, beef], [sea, marine, table, garlic, celery] salt, on the salt flats, daha fazlası...

salt' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'salt'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.