ruling

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈruːlɪŋ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈrulɪŋ/ ,USA pronunciation: respelling(ro̅o̅ling)

From the verb rule: (⇒ conjugate)
ruling is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: ruling, rule

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
ruling nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (law: by judge)(hâkim tarafından verilen) karar, mahkeme kararı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The defendant did not agree with the judge's ruling.
ruling adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in control of [sth])yöneten s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  egemen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hakim s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Conflicts within the ruling coalition threaten to bring down the government.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (law: regulation)tüzük, yönetmelik, hüküm, kanun i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kural, kaide i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There is a rule against playing music here.
 Burada müzik çalmayı yasaklayan bir hüküm bulunmaktadır.
 Burada müzik çalmak kurallara aykırıdır.
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (law: judicial ruling)mahkeme emri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  karar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yasal hüküm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 By court rule, the government must release the information.
rule vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (govern, as a sovereign)hükmetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Catherine ruled Russia.
 Catherine, Rusya'ya hükmediyordu.
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (law: government, control) (hükümet)idare, yönetim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Government rule must be fair.
rule vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (maintain discipline over)yönetmek, idare etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The king ruled the provinces with an iron fist.
 Kral, eyaletleri demir yumrukla yönetiyordu.
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mathematical law) (matematik)kural i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There is a rule that governs negative numbers.
rule viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (make a decree)hüküm vermek, karara varmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The court is about to rule.
 Mahkeme karara varmak üzere.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ruler)cetvel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Geometry students must have rules so that they can take measurements.
rule nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (thin line on paper) (kağıt üzerindeki)ince çizgi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Duane picked a paper with a very fine rule.
rule viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (govern, as a sovereign)yönetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  hükmetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  hüküm sürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Presidents need a mandate to rule.
rule viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative, informal (be the best)en iyisi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ms Hayes rules! She is the best math teacher ever.
rule [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (control, influence)etkilemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yönlendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  denetlemek, kontrol etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The manager ruled his employees' behaviour.
rule [sth],
rule that
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(decree)emretmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The queen ruled that everyone must bow to her.
rule [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make a line on paper)çizgi çekmek, çizgi çizmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You can use a ruler to help you rule lines on a piece of paper.
rule [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (print guiding lines on paper)çizgi çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The printer ruled the paper.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'ruling' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a [court, legal, government, committee] ruling, a [harsh, lenient, strict, landmark] ruling, [a UN, an EU, a WTO] ruling, daha fazlası...

ruling' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'ruling'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.