ruined

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈruːɪnd/

Bu sayfada: ruined, ruin

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
ruined adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: bankrupt)iflas etmiş, batmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The ruined businessman was determined to start again.
ruined adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (building, object: destroyed) (bina, vb.)yıkılmış, harap olmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The main street was full of ruined buildings.
ruined adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (spoiled)yıkılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  mahvolmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The footballer's knee injury left him with nothing but ruined hopes.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
ruined adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (food: overcooked) (yemek)çok fazla pişmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We had to throw out our ruined dinner.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
ruin vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (thing: destroy)bozmak, tahrip etmek, harap etmek, mahvetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yıkmak, yıkılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)altüst etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He ruined his computer by spilling coffee on it.
 Bilgisayarını üzerine kahve dökerek bozdu.
 Deprem bütün binaların yıkılmasına sebep oldu.
 Ülkedeki politik karışıklık ekonomiyi de altüst etti.
ruin [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (mood: destroy)rezil etmek, berbat etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Her vicious remarks ruined my evening.
ruin [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bankrupt)iflas ettirmek, batırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The business was ruined by the bad economy.
ruin [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cause downfall of)mahvetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (gayri resmi)canına okumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (argo)içine etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She ruined his political career when she told of their affair.
ruin nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (wrecked building or city)yıkıntı, harabe, kalıntı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 What's left of the castle is just a ruin with no roof.
 Kaleden geriye kalan çatısız bir yıkıntı (or: harabe).
ruin nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (downfall of [sth])yıkılma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  batış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çöküş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The economic bubble ended in the ruin of the dot-com sector.
ruin nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cause of destruction)mahvoluş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yıkım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Drugs were her ruin.
ruin nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (downfall of a person)yıkım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çöküş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The epic hero fell to his ruin at the end of the play.
ruins nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (remains of a building or city)harabeler, yıkıntılar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
  kalıntılar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 The ruins of Pompeii are fascinating.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'ruined' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

ruined' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'ruined'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.