pose

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈpəʊz/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/poʊz/ ,USA pronunciation: respelling(pōz)

Inflections of 'pose' (v): (⇒ conjugate)
poses
v 3rd person singular
posing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
posed
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
posed
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
pose nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (posture for camera)poz, duruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jason saw Lisa pointing the camera at him, so he struck a pose.
pose nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (affectation)numara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gösteriş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Amber's liberalism is just a pose.
pose viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (posture for camera)poz vermek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The photographer asked her subjects to pose.
pose [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (ask: a question)sormak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Emily posed the question of why everyone had to obey Paul.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
pose as [sth/sb] vi + prep (pretend to be)gibi görünmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  ...numarası yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Charlie isn't really a pilot; he's just posing as one. Julie posed as her sister Emma to try to get access to Emma's bank accounts.
pose [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (create, present: a problem) (sorun, vb.)yaratmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  doğurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ortaya çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Jan's romantic involvement with her boss is starting to pose a problem in the office.
pose [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (position for a photograph)poz verdirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The photographer posed his subjects.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
pose a question v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (ask [sth], make an enquiry)soru sormak, soru yöneltmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 One of the reporters posed a question about the Prime Minister's reaction to recent events in Spain.
pose a question v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (raise an issue)konuyu gündeme getirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 This defeat poses a question about the team's ability to defend.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'pose' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: strike a pose, a [nice, sexy, dramatic, fierce, flattering] pose, a pose in the nude, daha fazlası...

pose' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'pose'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.