pack

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈpæk/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/pæk/ ,USA pronunciation: respelling(pak)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
pack vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wrap for shipment) (posta, nakliyat, vb.)paketlemek, sarmak, balyalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ambalajlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Pack the books in a padded mailing envelope.
 Kitapları bir zarf içinde paketleyin.
 Bu malları müşteriye sunmadan önce ambalajlamanız gerekiyor.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fill: suitcase, bag)bavulunu hazırlamak, valizini hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çantasını hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Have you packed your bags yet?
pack vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (put in luggage)bavula koymak, valize koymak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Don't forget to pack your toothbrush and pyjamas.
pack viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (fill suitcase, bag)bavul hazırlamak, bavul toplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I need to pack for the trip to the beach.
 Yolculuktan önce bavul hazırlamam gerekiyor.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bundle, package)paket, ambalaj i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The beer comes in packs of six.
 Bira altılı paketler halinde satılıyor.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (packet, carton) (sigara)paket i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Josh shook his last cigarette out of the pack.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rucksack)sırt çantası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We went hiking for a week with all the food in my pack.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (group of wolves)kurt sürüsü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The wolf pack worked together to catch its prey.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (group of dogs)köpek sürüsü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The pack of wild dogs howled all night.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, informal (batch, group)takım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  grup i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Those politicians are a pack of liars.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (set of playing cards) (iskambil)deste i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 While we had a newer pack of cards, we still preferred to use this one.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (people: band) (mecazlı)çete i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The travellers were robbed by a pack of thieves.
pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (book, box: of matches) (kibrit, vb.)kutu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you have a pack of matches that I can use to light the candles?
pack viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (wrap packages for shipment)kolilemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ambalajlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  paket yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We try to pick and pack the day an order is received.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fit, cram)tıkıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sıkıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She packed everything tightly into a small box.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (cram together) (mecazlı)sığdırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 My wife always packs a lot of activities into a day.
 Eşim her zaman bir güne pek çok etkinliği sığdırır.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (wrap up) (çantaya, bavula)koymak, yerleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Pack everything in a duffel bag.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (compact, compress)sıkıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  istiflemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The sand was packed down by the weight of the trucks.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (load into a car) (arabaya)doldurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yığmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I need to pack the suitcases in the car before we go.
pack [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (carry or wear) (silah, vb.)taşımak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Watch out - he's packing a gun!
pack [sth] with [sb/sth] vtr + prep usu passive (fill with partisans)doldurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The candidate's staff packed the hall with friendly supporters.
pack [sth] with [sb/sth] vtr + prep informal (fill with people)tıka basa doldurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They packed the concert hall with so many people that you couldn't even see the band.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
pack [sth] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (tidy away in a box or bag)toplayıp kaldırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
pack [sth] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (store in large quantities)-e yığmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
pack [sth] away vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." slang, figurative (eat a lot of [sth](yemek, argo, mecazlı)gömmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tıka basa yemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
pack [sth] in vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." slang (activity: finish)bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sona erdirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I think I'm going to pack it in for the night, it's been a long day.
pack [sth] in vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (audience: attract)cezbetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  seyirci çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The Black-Eyed Peas really pack them in at their concerts.
pack [sth] in vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." slang (fit)araya sığdırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 How many countries can we pack in during our two-week trip?
pack [sb] off vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (send [sb] somewhere) (birisini bir yere)göndermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
pack up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (tidy away)toparlanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
pack [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (tidy away)düzenlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  toplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
pack [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (package ready for posting)paketlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
fanny pack,
belt bag (US),
bumbag (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(pouch worn round the waist)bel çantası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
flat-pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (piece of self-assembly furniture) (parçalar halinde satılan)monte edilmemiş mobilya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That store only sells flat-packs, so you have to put everything together yourself.
flat-pack n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (needing to be assembled) (mobilya, vb.)monte edilmemiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
hoarder nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (person who keeps or collects)stokçu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
ice pack,
icepack
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(freezable pack used in coolers)buz paketi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
ice pack,
icepack
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(ice-filled compress for pain relief)buz torbası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I applied an ice pack to my twisted ankle to relieve the pain.
ice pack,
icepack
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(floating ice mass)buz yığını i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  buz birikintisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The size of the permanent Arctic ice pack is diminishing.
jet pack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fuel-powered propelling device)sırt roketi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
pack your bags v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (prepare luggage)valizini hazırlamak, bavulunu hazırlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I had bought so much clothing, I could barely pack my bags.
pack your bags v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (prepare to leave) (gayri resmi)pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When Sandra found out about her husband's affair with another woman, she told him to pack his bags.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'pack' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: pack for [a vacation, your trip, the move], need [an ice, a cold, a hot, a heat] pack, the [dog, wolf] is a pack animal, daha fazlası...

pack' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'pack'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.