pace

Listen:

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈpeɪs/

US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/peɪs/

US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(pās; prep.sē, pächā, Lat.ke)



Inflections of 'pace' (v): (⇒ conjugate)
paces
v 3rd person singular
pacing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
paced
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
paced
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rate)hız, tempo i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His heart was beating at a pace which frightened the nurses.
 Kalbi hastabakıcıları korkutacak bir hızda atıyordu.
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (way of walking)adım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yürüyüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Armies march at a steady pace.
pace vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (walk quickly)bir aşağı bir yukarı yürümek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (argo)volta atmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She paced the floor.
 Odada sürekli bir aşağı bir yukarı yürüyüp durdu.
 Bahçede volta atarken bir yandan da yoldan geçenleri kolaçan ediyordu.
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (speed) (koşu, vb.)tempo i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hız, sürat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The leading runner sets the pace in a race.
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (step)adım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She moved with short but rapid paces.
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (measured distance) (ölçü)adım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They stood ten paces apart.
pace [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (set speed for)tempoyu ayarlamak, hızı ayarlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The most important thing when running a marathon is to pace yourself.
pace viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (walk quickly)hızlı adımlarla yürümek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He paced outside as his wife was delivering the baby.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gait of horse) (at)yürüyüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A horse has four paces - walk, trot, canter and gallop.
pace preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." Latin, formal (with due deference to)izniyle z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  müsadesiyle z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
pace [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (set speed for: racing)hızı ayarlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Runners hoping to set a new record need another runner to pace them.
pace [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (measure with steps)adımla ölçmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He paced the distance from the rock to the treasure.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
change of pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (refreshing deviation from the usual)hız/tempo değişimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The water fight was a wonderful change of pace after working in the garden. Tonight's dinner is a welcome change of pace from the usual meat and potatos.
fast pace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (brisk or rapid rhythm)hızlı tempo i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He walked at such a fast pace that it was difficult to keep up with him.
keep pace with [sb/sth] vtr + n (go as fast)aynı hızda gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 John wasn't able to keep pace with the other runners.
keep pace with [sth] vtr + n figurative (stay up to date)ayak uydurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can never keep pace with his favorite television shows.
set the pace v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (running, etc.: determine speed)tempoyu belirlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The lead runner set the pace for the 5K race.
set the pace v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (set a precedent, example)örnek oluşturmak, örnek teşkil etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm hoping this session will set the pace for our future meetings.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'pace' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: stride, gait, step, daha fazlası...
Eşdizimler: pace back and forth, a [slow, fast, intense, frenetic, frightening, record, short] pace, pacing up and down, daha fazlası...

pace' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'pace'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.