owe

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈəʊ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/oʊ/ ,USA pronunciation: respelling(ō)


Inflections of 'owe' (v): (⇒ conjugate)
owes
v 3rd person singular
owing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
owed
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
owed
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
owe vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (financial debt)borcu olmak, borcu bulunmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Having arranged a loan to buy my house, I owe my bank a lot of money.
 Ev kredisi aldığım için bankaya yüklü bir miktarda borcum var.
owe [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be in debt: by amount)borcu olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I've paid back most of the money but I still owe fifty euros.
owe [sth] to [sb] vtr + prep (be in debt to [sb](birisine)borcu olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I owe a fortune to my creditors.
owe [sb] [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (need to give) (mecazlı)borçlu olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I owe you an apology.
 Sana bir özür borçluyum.
owe [sth] to [sb] vtr + prep figurative (have: thanks to [sb](birisine bir şey)borçlu olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He owed his life to the medical skills of his surgeon. I owe my good looks to my beautiful grandmother.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'owe' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: owe [money, a debt, interest, late fees] (to), owe back [rent, taxes, bills], owes [$1000] in [rent], daha fazlası...

owe' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'owe'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.