once

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈwʌns/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/wʌns/ ,USA pronunciation: respelling(wuns)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a single time)bir kez, bir defa, bir kere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I have only tried coffee once because I hated it!
once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (formerly)eskiden, bir zamanlar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I once knew how to sew.
 Eskiden dikiş dikmeyi biliyordum.
once conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (if ever)bir -se bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  şayet edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
  eğer edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
 Once you try Thai food you will want more.
once conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (after, when)diği zaman, -ince bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
 You can pay for it once you get here.
 Ödemeyi oraya vardığınızda yapabilirsiniz.
once nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a single time)bir kez, bir defa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Once is enough for me. I have no interest in doing it again.
 Bu işi bir defa yapmak bana yetti. Bir daha yapmaya hiç niyetim yok.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
once adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (former)bir zamanlar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  önceden, evvelden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  eskiden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The once happily married man got a divorce.
once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (when, at the time)zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -inde, -ında sonek
 Once the evidence becomes public, there will be an outcry.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
all at once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (suddenly)birden, aniden, birdenbire z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 All at once, I heard a noise in the kitchen.
all at once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (simultaneously, at the same time)hepsi birden, hep birden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  tümünü birden/tümünü aynı anda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The guests cried "Surprise!" all at once.
at once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (immediately)hemen, derhal z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 When Beth saw how ill her son was, she called the health centre at once.
at once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (at one time: simultaneously)aynı anda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I can't clean the house and take care of the children at once.
for once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for a change, for the first time)bir kerecik, bir defacık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir kereliğine z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Maybe I should do my work a little at a time for once, instead of putting it off.
just once advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (one time only)bir seferlik, bir sefere mahsus olarak, bir kereye mahsus z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sadece bir kere, bir defa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Just once, I wish you would ask politely. I'll make an exception just once.
once a week advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (on a weekly basis)haftada bir kez, haftada bir defa, haftada bir kere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  haftada bir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
once again advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (one more time, as an encore)tekrardan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir daha z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Everyone clapped and the band came back to play once again.
once again advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (yet again)bir kez daha, bir defa daha z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yine, gene z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He has failed the exam once again. Once again, my son forgot to make his bed.
once and for all advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for the final time)kesin olarak, kati olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 You said yes, then you said no. Tell me once and for all, will you marry me?
once in a blue moon advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (very rarely)çok nadir, çok ender z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  (mecazlı)kırk yılın başı z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ayda yılda bir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He only calls once in a blue moon.
once in a lifetime advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (extremely rarely)hayatta bir kez, hayatta bir kere, hayatta bir defa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 A chance like this only comes along once in a lifetime.
once in a while advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (occasionally)bazen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ara sıra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  arada bir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I hear from old school friends once in a while.
once more advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (yet again)gene, yine edatedat: Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilişkisi kurmaya yarayan yardımcı sözcüktür (örnek: "İstanbul'a kadar sadece seni görmeye geldim").
  yeniden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Once more you have failed to get your essay in on time.
once more advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (one more time)bir kere daha, bir defa daha, bir kez daha z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Can you please show me once more how it works?
once upon a time advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (start of a fairy tale)bir zamanlar, bir vakitler z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde
  eskiden, vaktiyle, vakti zamanında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Once upon a time, in a land far away, there lived an orphan girl with her wicked stepmother.
the once-over,
a once-over
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (quick inspection, look)göz atma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şöyle bir kontrol etme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
give [sth] the once-over,
give [sth] a once-over
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (clean [sth] quickly)üstünkörü temizlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'once' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: I only [did it, saw her] the once, a once-in-a-lifetime [opportunity, chance, offer], once in a while, daha fazlası...

once' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'once'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.