muted

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmjuːtɪd/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(myo̅o̅tid)

From the verb mute: (⇒ conjugate)
muted is: Click the infinitive to see all available inflections
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: muted, mute

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
muted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (speech, sound: quiet)sessiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The quiet speaker spoke in muted tones.
muted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (electronics: no sound)sesi kapalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I can't hear the TV because it's muted.
muted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (color: subdued)yumuşatılmış (renk) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The yellow in this painting is muted.
muted adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (emotion: repressed) (duygu)bastırılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
mute adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (person: not speaking) (kişi)sessiz, suskun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The prisoner remained mute when the sentence was read.
mute adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." dated, offensive (person: unable to speak)konuşamayan, dilsiz (kimse) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 At first, the strangers did not realise that the young woman was mute.
mute nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (TV: silent setting) (TV)sessiz konum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I always put the TV on mute when the adverts are on.
mute [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (TV: turn off the sound)sesini kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Please mute the TV while your father is talking.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
mute nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (music: device to muffle sound) (müzik)ses kısmaya yarayan alet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Miles Davis often played his trumpet with a mute.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'muted' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

muted' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'muted'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.