moneyed

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmʌnid/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈmʌnid/ ,USA pronunciation: respelling(munēd)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (currency)para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I don't have much money. Just three dollars. I need to go to the bank.
 Üzerimde fazla para yok. Sadece üç dolarım var. Bankaya gitmem lazım.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (medium of exchange)para birimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many European countries have the same money now: the Euro.
money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a sum or amount) (miktar olarak)para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 How much money is it? Three hundred dollars!
money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (those with money) (mecazlı)varlıklı kimseler, zenginler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 The English aristocracy consists mainly of old money.
money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (profits) (kar, kazanç)para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The money is in selling computer services, not software.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
get your money's worth v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (get good value)ödediği paranın karşılığını almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When buying a computer, you need to do your research if you want to get your money's worth.
hemorrhage money,
UK: haemorrhage money
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
US, figurative (lose money)para kaybetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  zarar etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The company is just hemorrhaging money at this point; it's only a matter of time before it closes.
a load of money,
loads of money
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (large sum)bir sürü para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He won a load of money playing cards.
make money v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (make a profit)kar etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  para yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 With each ticket we sell, we make money.
make money v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (earn a living)para kazanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  geçimini sağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She couldn't get a job in the theatre and was forced to make money doing TV commercials.
MO,
M.O.,
mo,
m.o.
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
initialism (money order)para havalesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
money belt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pouch worn round the waist)para kemeri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Whenever he travelled he wore a money belt hidden beneath his trousers.
money laundering nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (illegal finances) (mecazlı)kara para aklama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That bank's notorious for its money laundering activities.
money order nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (finance: check)posta çeki i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  havale, para havalesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Please send your payment by check or money order. Many companies sell money orders, but only the postal service sells postal orders.
moneylender nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. dated (loan company) (faizle borç veren)banka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sarraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  faizci i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This year, the moneylender gave more loans than in previous years.
on the money adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." slang (correct, accurate)doğru, hatasız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  doğru olmak, hatasız olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Her predictions are usually right on the money. Wow, you called that one, right on the money.
pocket money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (child's allowance)cep harçlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When I was a child I got ten cents a week in pocket money, which I usually spent on candy.
pocket money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (small amount of spending money)cep harçlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Laura had worked for what amounted to pocket money.
raise money v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (generate funds: for a cause)para toplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We're raising money for the earthquake relief effort.
save money vtr + n (economize, make savings)tasarruf etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  para biriktirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Budgeting, among other methods, is an effective way to save money.
spending money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cash for everyday expenses)harçlık, cep harçlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  harcamalara ayrılan para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ian always has to ask his father for spending money.
spending money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cash to spend on luxuries)lüks harcamalara ayrılan para i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I saved up so I'd have spending money for a diamond ring.
sum of money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (amount of money)meblağ, para tutarı, para yekunu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Three trillion dollars is an enormous sum of money, even for the government.
time is money interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (don't waste time)vakit nakittir deyim
 Wake up, you guys! Time is money!
value for money nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (good quality at cheap price)paranın karşılığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hesaplı kalite i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The holiday was great value for money. The store brand items are a good value for the money.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

moneyed' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'moneyed'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.