mind

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmaɪnd/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/maɪnd/ ,USA pronunciation: respelling(mīnd)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (brain)akıl, zihin, beyin, zekâ i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The mind can perceive what the eyes cannot see.
 Gözlerimizin göremediği şeyleri zihnimizle algılayabiliriz.
mind vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attend to)-e bakmak, ilgilenmek, uğraşmak, meşgul olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Mind your own business and don't tell others what to do.
 Sen kendi işine bak (or: işinle ilgilen), başkalarına karışma.
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sanity) (akıl/ruh sağlığı)akıl i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He must have lost his mind!
 Aklını yitirmiş olmalı!
mind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (care, object)itiraz etmek, itirazı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sakıncası olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'd like to sit here. Do you mind?
 Bir itirazınız yoksa buraya oturabilir miyim?
 Buraya oturmamın bir sakıncası var mı?
mind [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (child, pet: care, supervise) (çocuk, vb.)bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My sister minds the kids for me while I'm working.
mind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (pay attention)dikkat etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Mind your manners when you go to the dinner party.
mind doing [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (object to)itiraz etmek, karşı çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karşı olmak, itirazı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Do you mind having to babysit for your brothers so often?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (spirit)ruh i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In old age, the mind is often willing when the body isn't.
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (intellect)zeka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  idrak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He has a quick mind.
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (person: intelligent)zeki kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She is one of the best minds in the business.
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (opinion)fikir, düşünce i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't change your mind about this issue, please.
mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (attention)akıl, zihin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şuur i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His mind was not on the lost keys and he forgot all about them.
mind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (obey)itaat etmek, uymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  söz dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He's always in trouble and doesn't mind.
mind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be careful)dikkatli olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Please mind when you are crossing the road.
mind [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (heed, obey)itaat etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dinlemek, sözünü dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (gündelik dil)kulak vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Mind your mother and clean your room.
mind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (watch out)dikkat etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Mind the slippery steps.
mind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (watch)göz kulak olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gözetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Would you mind the shop for me?
mind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (care about)aldırmak, aldırış etmek, umursamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  önemsemek, önem vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't mind the other commuters' rudeness.
mind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be disturbed by) (bir şeyden)rahatsız olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I very much mind the intrusions of government.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
bear in mind that,
bear [sth] in mind
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(consider, take into account)unutmayın ki z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  unutmamak gerekir ki z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Bear in mind that we already have an enormous sum invested in the project.
bearing in mind,
bearing in mind that
conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that."
(considering that)akılda bulundurarak, akılda tutarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 That is a great score, bearing in mind that you just started studying yesterday.
bring [sb/sth] to mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (recall)akla getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  hatırlatmak, anımsatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The smell of bread baking brings to mind the years I spent in boarding school.
change your mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (reverse your decision)kararını değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  fikrini değiştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I changed my mind and decided to go to the party after all.
come to mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be recalled)akla gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  hatırına gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He tried to solve the problem by brainstorming, jotting down the first thing that came to mind.
cross your mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (occur to you, enter your thoughts)aklından geçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  aklına gelmek, hatırına gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Don't tell me a wicked thought has never crossed your mind.
frame of mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mental state)ruh hali i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (eskil)halet-i ruhiye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When he's in a good frame of mind he's very polite.
get [sth] out of your mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (stop thinking about [sth](birşeyi)aklından çıkarmak, kafasından atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I know it was a tough breakup, but you need to get it out of your mind.
give [sb] a piece of your mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (scold harshly) (birisine)haddini bildirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  azarlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
have a mind to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (think about doing)aklına koymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  niyetinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I have a mind to tell your parents about what you've been doing.
I don't mind interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (I have no preference)benim için farketmez ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "We can go to the cinema or ten-pin bowling. What do you want to do?" "I don't mind."
I don't mind interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (I am not upset)itirazım yok ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I don't mind if you sit beside me.
in mind advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (under consideration)akılda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hatırda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Keep in mind that the biology exam's tomorrow and you've yet to study for it.
keep in mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (remember, consider)akılda tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  aklından çıkarmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Now, keep in mind that in May of 1929 the stock market hadn't crashed yet.
keep [sb] in mind,
bear [sb] in mind
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(consider [sb] for [sth])aklında biri olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you ever need a cleaner, keep me in mind.
keeping in mind conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (considering, remembering)akılda tutarak, akılda bulundurarak, unutmayarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Keeping in mind the limited time we've had, I think we've done quite well.
make up your mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (decide)karar vermek, kararını vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Are you coming with me or not? Make up your mind!
mind the gap interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (London underground safety announcement) (Londra metrosunda güvenlik anonsu)boşluğa dikkat edin ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
mind you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (although, having said that)gerçi ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  yalnız ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The meal was fantastic -- expensive, mind you! He can be very disorganized. Mind you, I'm no better.
mind your own business,
also US: mind your business
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
informal (the matter doesn't concern you)sen kendi işine bak, karışma, burnunu sokma ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 It's nothing to do with you; mind your own business!
mind your own business,
also US: mind your business
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
informal (look after what does concern you)kendi işine bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başkalarının işine karışmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (gayri resmi)burnunu sokmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you mind your own business, you won't get in as much trouble.
mindset,
mind-set
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(attitude, mentality)kafa yapısı, mantalite i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You need a positive mindset to overcome these obstacles.
Never mind. interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (It doesn't matter)boş ver
  aldırma
  zararı yok, ziyanı yok
  olsun
 "Dinner is ruined!" "Never mind. We'll get takeaway." "Do you still need a ride?" "No, never mind. I'll take the bus."
never mind [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (pay no attention to)boş ver
  aldırma
  zararı yok, ziyanı yok
  olsun
 Never mind the spilled tea; I'll just wipe it up and pour you another cup.
not mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (not upset)aldırmamak, umursamamak, aldırış etmemek, umurunda olmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I thought Dave might be upset that we didn't invite him, but he didn't mind.
not mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (no preference)fark etmemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't mind which day we go to the cinema as I'm free all week.
of a mind to do [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (disposed to do [sth])niyetinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'm of a mind to give you a spanking!
of like mind adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (having similar opinions)hemfikir olan, aynı görüşte olan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'm glad to know that we are of like mind on this topic.
of sound mind adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (sane)aklı başında s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Being of sound mind, I hereby bequeath all my possessions to my husband and daughter.
of the same mind adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (having a similar opinion)aynı görüşü paylaşmak, hemfikir olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We've reached a consensus. The whole committee is of the same mind on this issue.
open mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (receptive attitude)açık fikir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  açık görüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm trying to keep an open mind about the issue.
open your mind to [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (accept possibility)zihnini birşeye açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Immersing yourself in a different culture can open your mind to new ways of thinking.
pay no mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (ignore or disregard [sb])aldırmamak, umursamamak, aldırış etmemek, boş vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  önemsememek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The deer was a good distance away and paid us no mind.
peace of mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reassurance)gönül rahatlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Having their house insured gave them security and peace of mind.
sound mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sanity)sağlam kafa i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aklı başında olma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 All we can hope for as we grow older is a sound mind in a healthy body.
speak one's mind v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (give one's frank opinion)açık konuşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  düşüncelerini söylemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
state of mind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mental condition, mood)ruh hali i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  haleti ruhiye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His current state of mind seems confused.
with this in mind advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (taking this into consideration)bunu göz önüne alarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bunu akılda tutarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bunu hesaba katarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'mind' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: mind your own [business, affairs], a [sound, healthy, sane, right, sharp, brilliant, distracted, slow, troubled] mind, a mind [reader, map], daha fazlası...

mind' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'mind'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.