menace

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmɛnɪs/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈmɛnɪs/ ,USA pronunciation: respelling(menis)

Inflections of 'menace' (v): (⇒ conjugate)
menaces
v 3rd person singular
menacing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
menaced
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
menaced
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
menace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth/sb] threatening harm)tehdit eden şey, tehdit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Rats have become a menace in some parts of the city.
menace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (troublesome, annoying person)baş belası kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  haylaz çocuk, yaramaz çocuk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The class clown is a menace and should be expelled.
menace nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (threat to inflict harm)tehdit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gözdağı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 "No one is leaving,'' the bank robbers said with menace.
menace [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (threaten to harm [sb])tehdit etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Gareth seems to take pleasure in menacing his colleagues.
menace [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (threaten, endanger [sb], [sth])tehdit etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  gözdağı vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Widespread pollution menaces our planet.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'menace' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a [palpable, looming, deadly, real, growing] menace, the [wildlife, elephants] are menaced by poachers, the menace of [terrorism, drugs, corruption], daha fazlası...

menace' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'menace'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.