meet

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmiːt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/mit/ ,USA pronunciation: respelling(mēt)


Inflections of 'meet' (v): (⇒ conjugate)
meets
v 3rd person singular
meeting
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
met
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
met
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
meet [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (encounter: [sb])buluşmak, görüşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karşılaşmak, rastlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I met someone today who said he knew you.
meet [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (get together with) (birisiyle)buluşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  bir araya gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  görüşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She's meeting her friends at the cinema.
meet [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (greet [sb](birisini)karşılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Will you come and meet me at the bus stop?
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (greet: a flight, etc.) (bir şeyi)karşılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The whole family will meet our flight at the airport.
meet [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be introduced)tanıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I'd like you to meet my friend James.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (become acquainted)tanışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My partner and I met at the wedding of a mutual friend.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (get together)buluşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Where would you like us to meet?
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
meet (US),
meetup (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(convention, get-together)toplantı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There will be a motorcycle meet at the park on Saturday.
meet (US),
meeting (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(sports: contest) (sporda)müsabaka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My track team has a meet this weekend.
 Atletizm takımımın bu haftasonu müsabakası var.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (collide)çarpışmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The speeding cars met in a loud crash.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (assemble)toplanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  toplantı yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The union will meet on Tuesday.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (form a junction) (yol, vb.)kesişmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 There is a stop sign where the roads meet.
meet viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (clash, fight)çarpışmak, savaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Many men died when the two armies met.
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (encounter: [sth])yüz yüze gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karşı karşıya kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The traveller meets a strange sight as he enters the city.
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (join with)birleşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  buluşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 There is a blockage at the point where the pipe meets the main line.
meet [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (face directly) (takımlar, vb.)karşı karşıya gelmek, karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Dartmouth will meet Princeton for the championship.
meet [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (contest with) (düşmanla, vb.)karşı karşıya gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The allied forces met their enemy on the fields of northern France.
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cope with)uğraşmak, meşgul olmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ele almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I'll meet that problem later. For now, I have to do this job.
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (satisfy) (beklentileri, vb.)karşılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The employee's performance did not meet his manager's expectations. The project team are struggling to meet their objectives due to a lack of effort on the part of some members.
meet [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (conform with) (standartları, vb.)karşılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  uymak, uygun olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 This process does not meet quality standards.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
meet up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (get together informally, socialize)toplanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bir araya gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  buluşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I wish I could see my friends more often, but it's hard to find a time when we can all meet up.
meet up with [sb] vi phrasal + prep informal (see socially)(birisiyle) buluşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  rastlaşmak, tesadüfen karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'll meet up with you again tonight.
meet with [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (person)ile görüşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Our team of advisors will meet with you to discuss your career goals.
meet with [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (response) (tepki, vb.)ile karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The president's speech to Congress met with mixed reactions; one party cheered, the other booed.
meet with [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (experience)karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  rastlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He met with an accident on his way to the court.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
make ends meet v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (have enough money to live on)ay sonunu getirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kıt kanaat geçinmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  geçimini sağlamak, geçinmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 In the current economic crisis, a lot of families are finding it hard to make ends meet. I can't make ends meet with what you pay me.
meet with success v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (succeed)başarı kazanmak, başarıya ulaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He met with success early at his new job.
nice to meet you,
glad to meet you
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
informal (pleased to make your acquaintance)tanıştığımıza memnun oldum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
pleased to meet you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (greeting)tanıştığımıza memnun oldum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
until we meet again,
Until we meet again!
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(goodbye for now)şimdilik hoşça kal ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
until we meet again exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (for now, until our next meeting)tekrar görüşünceye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Please take care of my sister until we meet again.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'meet' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: meet me [the president, his parents], a [national, high school, professional, regional, major] meet, the meet [line-up, competitors, results, runners], daha fazlası...

meet' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'meet'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.