marked

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmɑːrkt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/mɑrkt/ ,USA pronunciation: respelling(märkt)

Bu sayfada: marked, mark

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
marked adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (indicated)damgalı, işaretli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ben found the marked spot on the map.
marked adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (stained, damaged)hasarlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  zarar görmüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  lekeli, lekelenmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Heavy use had left the desk marked and scratched.
marked adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (trail: signposted)işaretlenmiş, işaretli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The hikers walked along the marked trail.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
marked adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (condemned to die) (argo)mimli, mimlenmiş, damgalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
marked-down adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (sold at a reduced price) (fiyat, vb.)indirimli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iskontolu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Tania bought the marked-down shoes for half their original price.
marked by [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (emotionally affected) (duygusal olarak)etkilenmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yıkılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The boy was deeply marked by his pony's death, and it was a long time before he smiled again.
marked adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (obvious, distinguishable)belirgin, bariz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  göze çarpan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  görülür, görülebilir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There was a marked difference between the two workers.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (visible sign)iz, işaret, damga i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The falling chair left a mark on the wall.
 Düşen sandalye duvar üzerinde iz bıraktı.
mark vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (indicate)işaretlemek, imlemek, markalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Mark the text to be studied.
 Çalışılacak yerleri metin üzerinde işaretle.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (spot, scratch)çizik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  leke i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The antique table has a dark mark towards the left side.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (punctuation symbol)işaret, im i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You need to put a punctuation mark at the end of every sentence.
 Cümle sonlarına noktalama işareti koymanız gerekir.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (grade)not i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  puan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He received a low mark in Spanish.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (scratch, mar)çizmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tırmalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The cat marked the table leg with its claws.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (grade)notlandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  not vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The teacher marked the students' essays with the scores they had earned.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. dated (cross)damga i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I need your signature or mark at the bottom.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (badge, brand) (marka)simge, sembol i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The rising sun is the mark for that brand of floor wax.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (token)simge, işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This gift is a mark of my respect for you.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (target)hedef i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He hit the mark on his third shot with the bow and arrow.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (landmark)yer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  mekan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 St Paul's Cathedral is the most obvious mark in this area of London.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (standard)standart i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  norm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The four-minute mile is the mark that all middle distance runners want to beat.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. colloquial (dupe, victim)dolandırılan kişi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)enayi, ahmak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kurban i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The pickpocket looked for a new mark with a full wallet.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reference point)röper, referans noktası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are four marks along the trail.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sport: record) (spor)rekor i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The mark to beat is three point two metres.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (competition: record) (yarışma, vb.)puan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The players tallied the marks on the scorecard.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (identifying stamp)mühür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They realized that the letter was genuine when they saw the prince's mark.
mark nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (indication) (mecazlı)gösterge i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  işaret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  nişane i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His involvement in the project is a mark of real quality.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be a notable characteristic of)göstergesi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  özelliği olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)damgasını vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Violence marked each night of the war.
mark [sth] (with [sth]) vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (draw, write on)işaretlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  işaret koymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She marked her ballot paper with a cross.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attach price tag, label)fiyat etiketi koymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  etiketlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The store marked the goods on sale with red price tags.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." formal (notice)farketmek, farkına varmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dikkate almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He marked her displeasure and responded appropriately.
mark [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be a sign of, signal)işareti olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
marked | mark
İngilizceTürkçe
pay marked attentions to [sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (attempt to seduce)baştan çıkartmaya çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ayartmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'marked' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a marked [card, package, box, item], a marked (-up) [page, paper], marked with the [size, address, number, name, price], daha fazlası...

marked' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'marked'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.