many

Listen:
 [ˈmɛni]


Inflections of 'many' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
more
adj comparative
most
adj superlative

WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
many adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (a large number of [sth])birçok, çok sayıda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (resmi olmayan dil)bir sürü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Donna has many cousins.
 Deniz'in birçok kuzeni vardır.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Bir sürü derdim var, bir de seninle uğraşamam.
many pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (many people or things)birçoğu, çoğu zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 Many have tried to climb the mountain and failed.
 Birçoğu dağa tırmanmayı denedi ama başarılı olamadı.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
the many nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (a lot of people)çok kişi, çok kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çok insan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
as many as advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (the same number as)kadar çok sayıda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The Lakers had as many all-stars as the Bulls but still lost the game by 20 points.
as many as advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (up to, a possible total of)kadar çok z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 On a good day, I have seen as many as 80 species of birds.
how many (what number)kaç kere, kaç kez, kaç defa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kaç tane z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 How many times have you been abroad?
in many ways advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (by various means)çeşitli şekillerde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  farklı şekillerde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
in so many words advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (expressed in precisely that way)açıkça, açık seçik bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The manager told Mark in so many words that he will get a promotion.
many a time advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (often)sık sık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çoğu kez, çok defa, çok kere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Many a time I have longed to be somebody else.
many more adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (large additional number of [sth])daha pek çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There are many more coffee shops around here now than there were twenty years ago.
many more pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (a large additional number)daha pek çoğu zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  daha fazlası zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 These objectives and many more will be met at the conference on Friday.
many people nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (a large number of individuals)çok kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  birçok kişi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many people believe that aliens exist.
many thanks nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (thank you very much)çok teşekkürler
 Many thanks for inviting me to your party.
many times nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (often)sık sık z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok defa, çok kere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I check my email many times a day.
not many adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (few)az s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  birkaç s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
so many adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (a large number of)çok sayıda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  pek çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 With so many people in the room I can't find the exit.
so many adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (this number of)bu kadar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A restaurant only has so many tables available at any given time.
too many adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (an excessive number of)çok fazla sayıda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There are too many people and not enough seats!
too many pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (an excessive number)çok fazla s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  fazla s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Help yourself to chocolates, but don't eat too many or you won't have an appetite for dinner.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'many' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: many have [attempted, been, tried] before, not many have [done, succeeded, tried], many [people] [prefer, enjoy, disagree], daha fazlası...

many' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'many'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.