making

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈmeɪkɪŋ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈmeɪkɪŋ/ ,USA pronunciation: respelling(māking)

From the verb make: (⇒ conjugate)
making is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: making, make

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
making nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (creation)yaratma, yaratılış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Making is a lot more difficult than destruction.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
making nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (batch) (ürün, vb.)parti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yapım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  imalat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fourth making of this product was already sold out before production was finished.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
make vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (construct)yapmak, inşa etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The children made houses with blocks.
 Çocuklar, oyuncak bloklardan evler yaptılar.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (manufacture)imal etmek, imalat yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 That factory makes bolts.
 O fabrika, cıvata imalatı yapmaktadır.
make vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fashion)yapmak, meydana getirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The weavers made a hat from palm fronds.
 Dokumacılar, palmiye yapraklarından şapka yaptılar.
make vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cause)neden olmak, sebep olmak, yol açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The dogs made a commotion in the street.
 Köpekler, sokakta kargaşaya neden oldular.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (prepare)hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 My mother wants to make a cake for my party.
make vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (decision)(karar) vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Tess must make a decision.
 Tuğba'nın artık bir karar vermesi gerekiyor.
make [sb] do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (compel)zorla yaptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 My parents make me eat vegetables.
make [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (force)zorlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  mecbur etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I won't go! You can't make me!
make [sb] do [sth],
make [sth] do [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(cause to)yaptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (yapmasına, vb.)sebep olmak, neden olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He never fails to make me laugh.
make [sb] [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (+ adj: cause to be) (mutlu, vb.)etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You make me happy.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
make nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (brand)marka i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 What make of car do you drive? Toyota? What make is your computer?
make nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (build, stature)vücut yapısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  endam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He is of a lean make, and could be an excellent athlete.
make [sth] of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (interpret)yorumlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  anlam çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  anlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't know what to make of his actions. What do you make of this car?
make for [sth] vi + prep (move towards) (bir yere doğru)yol almak, gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The fleet made for port.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bring into existence)yaratmak, oluşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  var etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (bebek, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's make a baby!
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (perform: a speech) (konuşma, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 All of the candidates made speeches.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (enter into: agreement, deal) (anlaşma, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The parties involved made an agreement.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fix: date, appointment) (randevu, vb.)almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yaptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Please call first to make an appointment.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (train, plane: reach in time) (otobüse, vb.)yetişmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I have to run if I want to make my train.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (put down: a payment) (ödeme, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Adam makes a payment on his car each month.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bed: make tidy) (yatak, vb.)düzeltmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The girls must make their beds every morning.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (establish: name) (isim, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (şöhret, vb.)kazanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Bill is trying to make a name for himself in the business.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (appoint)atamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The president is going to make Chris a vice-president.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (achieve, reach)ulaşmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  erişmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The sales team hopes to make its numbers this month.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (establish, set)oluşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kurmak, tesis etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Legislatures make laws.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (commit: a mistake, etc.) (hata, vb.)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I made a mistake when I spent that money.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attain: position, rank)erişmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  elde etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Francis is trying to make Captain.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (earn acceptance into) (takıma, vb.)alınmak, kabul edilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Only half of people at tryouts made the team.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (equal)eşit olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Two and two makes four.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be the essence of)yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 What makes a good writer?
make [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US, slang (seduce)baştan çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  cinsel ilişkiye ikna etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He may try to make her, but he won't succeed.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (reach, form)yaratmak, oluşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (hüküm, vb.)vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Leanne is always quick to make judgments.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (arrive at)ulaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  varmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The ship made port early in the morning.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (appear on) (haber programında, vb.)yer almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (programa, vb.)çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The disaster made the evening news.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (score: a goal, etc.) (puan, sayı, vb.)kazanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (gol)atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The player made a goal in the second period.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (manage to attend)katılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hazır bulunmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Sorry I couldn't make yesterday's meeting.
make [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (earn)kazanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Jeff makes $80,000 a year.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
making | make
İngilizceTürkçe
decision making,
decision-making
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(management)karar verme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  karar alma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A manager must be good at decision making.
making out nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (heavy petting or kissing)öpüşüp sevişme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)yiyişme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
making up nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (reconciliation)barışma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uzlaşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The best thing about our fights is the making up afterwards.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'making' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the making of the [movie, show, program], [good, poor] decision-making, decision-making is [left to, done by] , daha fazlası...

making' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'making'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.