WordReference English-Turkish Dictionary © 2019:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
make a fuss v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (complain about [sth])şikayet etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yaygara koparmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sorun çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 One of the customers was making a fuss at the teller's counter.
make a fuss v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (fret over trivial things)sorun etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  problem etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Oh, it's only a grazed knee – stop making a fuss!
make a fuss over [sb/sth] (US),
make a fuss of [sb/sth] (UK)
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
informal (pay a lot of attention to)üzerine titremek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The boss brought his dog to work yesterday and everyone made a fuss of it.
make a fuss over [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (show great admiration for)çok beğenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hayranlık duymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Nina got engaged yesterday! All the women in the office were making a fuss over her ring.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'make a fuss' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

make a fuss' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'make a fuss'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.