loose

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈluːs/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/lus/ ,USA pronunciation: respelling(lo̅o̅s)

Inflections of 'loose' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
looser
adj comparative
loosest
adj superlative
Inflections of 'loose' (v): (⇒ conjugate)
looses
v 3rd person singular
loosing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
loosed
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
loosed
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not tight)gevşek, çözük, sallantılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Vibration from the engine made the mounting loose.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. Gevşek çiviyi tekrar çakman gerekecek.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not held in place) (biryere bağlanmamış olan)serbest s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The loose diamonds were worth thousands of dollars.
 Serbest halde bulunan elmasların değeri binlerce doların üzerindeydi.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not fastened) (bağcık, vb.)bağlanmamış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çözük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 His mother made him tie his loose shoelaces.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not compressed, not compact)sıkıca bağlanmamış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sıkı olmayan, gevşek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The packing materials are loose, and move during shipping.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (vague)şüpheli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  müphem s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kararsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We have only a loose outline of the plan.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (not literal or precise)belirsiz, muğlak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She used a loose meaning of the word.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, informal (irresponsible, gossipy)şüpheli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There is loose talk going around about you two. I don't believe a word of it.
loose adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, pejorative, informal (promiscuous) (mecazlı)hafifmeşrep, hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 People called the young woman loose, but as far as she was concerned, she was just having a good time.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
break loose v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (free oneself)kurtulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  kurtulup kaçmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I thought I'd fastened the dog's chain securely but he must have broken loose.
cut loose vi + adj slang, figurative (become independent)özgür olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)bağımsızlığını ilan etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She really began to cut loose after she left home.
cut loose vi + adj slang, figurative (act wildly) (mecazlı)kurtlarını dökmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 After six weeks of boot camp the recruits were ready to cut loose and have a few beers.
cut [sb] loose vtr + adj US, slang, figurative (fire from job)işten atmak, işten kovmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
get loose vi + adj informal (become free)(hayvan) kaçıp gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The next door neighbour's dog got loose again last night.
get loose vi + adj US, dated, slang (relax)gevşemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  rahatlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
hang loose v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be detached, dangle)sarkmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  kopup sallanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Water was pouring from the roof because part of the gutter was hanging loose.
hang loose v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." slang, figurative (relax, be relaxed)sakin ol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  rahat ol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Hang loose, man - I'll be back in a minute.
let [sb/sth] loose vtr + adj (set free, release)serbest bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  salmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He let his dogs loose on my lawn and they made such a mess!
let [sb] loose on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (allow to use freely) (serbestçe kullanımına)izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We should never have let the kids loose on the computer!
loose cannon nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative ([sb] who is unpredictable) (ne yapacağı belli olmayan kişi)deli fişek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  serseri mayın i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Be careful when you talk to the manager; he's a loose cannon.
loose end nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (unfastened end of [sth])boştaki uç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
loose end nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, usually plural (unfinished business)yarım kalmış iş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bitirilmemiş iş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Your essay just isn't good enough: it's full of loose ends for a start.
loose end nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, usually plural (unfinished detail)tamamlanmamış kısım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  eksik kalmış ayrıntı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The company directors had one more loose end to tie up before they could announce the merger.
loose-fitting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (baggy, not tight) (giysi)bol s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  gevşek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Wear loose-fitting clothing to allow the skin to breathe.
on the loose advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (unfettered)serbest s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  özgür s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The neighbor's dogs are on the loose and they are chasing our chickens.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'loose' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: loose the [dogs, hounds bulls], the [knot, bow] is [too, very, a little] loose, loosed them into the [wild, woods, ocean], daha fazlası...

loose' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'loose'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.