WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

long drink


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"long" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: drink

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (distance)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Yes, it is a long table.
 Evet, bu oldukça uzun bir masa.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (great in duration) (süre bakımından)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That film was too long.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (distance measure)uzunluğunda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The table is three metres long.
 Masa üç metre uzunluğundadır.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in duration) (süre)uzunluğunda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The movie is three hours long.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extensive)geniş çaplı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kapsamlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I have a long list of problems with the house.
long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." formal (for a long time)uzun süre, uzun zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun süredir, uzun zamandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  epeydir, çoktandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The widow has long been alone; it is forty years since her husband died.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not short) (saç, vb.)uzun i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I like to wear my hair long.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (phonetics: extended) (dilbilimi)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The word, "tool", has a long "o" sound.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (time: passing slowly) (zaman, gün)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It's been a long day - I can't wait to get home.
long on [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (amply supplied)fazla miktarda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  fazlaca s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Yes, we are long on spaghetti here and won't need to get any more for weeks.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (finance: holding equities) (borsada)alış isim s.
 While others were selling the stock short, he took a long position.
long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (drink: tall size) (bardak)uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Pimms is served with lemonade as a long drink.
long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (elliptical usage: a long time)uzun süre, uzun zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Will she be long?
long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (far in the past)çok önce, çok öncesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 There were problems here long before he arrived.
long nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (clothing: long size) (giysi)uzun beden i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I love this dress style, but do you have a long?
long to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (yearn)özlemini çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  özlem duymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hasret duymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  can atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He longed to be back home with his family. I long to travel, but I don't have the money or the time to do so.
long for [sb] to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (wish [sb] would do [sth])arzu etmek, arzulamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  dilemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  istemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Miriam longed for Jake to take her in his arms and tell her he loved her.
long for [sth] vi + prep (desire)arzulamak, arzu etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çok istemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Snow White longed for the day that her prince would come.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
a long time advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a considerable period)uzun zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun müddet z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It's a long time since we last met.
a long time ago advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in the distant past)uzun zaman önce, çok zaman önce, uzun bir süre önce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çoktan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 A long time ago, my ancestors settled in this land.
a long way off advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in the distance)çok uzakta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 A long way off, you could just see the lights from a distant village.
a long way off advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (distant, far away)çok uzağa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Those birds are swimming a long way off shore, so you'll need a telescope to see them.
a long way off advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." US, colloquial (in the distant future)daha çok var
 My sixtieth birthday is still a long way off.
 On altıncı yaşgünüme daha çok var.
all day long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (throughout the whole day)bütün gün, tüm gün z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  gün boyunca z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I could water the flowers all day long. I sat in the sun all day long and read my book.
as long as,
so long as
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(providing that)-diği sürece/-dikçe
  -diği takdirde
 I am happy, as long as the sun always comes back around.
as long as,
so long as
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(while)-diği sürece/-dikçe
 As long as you're living under my roof, you'll obey my rules, young lady!
as long as exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (equal in length to)aynı uzunlukta
 My garden is as long as a football pitch.
before long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (soon)yakında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok geçmeden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Spring should be coming before long.
farsightedness (US),
long-sightedness,
longsightedness (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(vision defect: being longsighted)hipermetropluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yakıngörmezlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Dawn wears glasses to correct her farsightedness.
for a long time advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (at length)uzun süre z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun zaman z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzun uzun z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 After a hard day's work, I'm always ready to sleep for a long time.
for long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (a considerable time)uzun süreden beri, uzun zamandır, uzun süredir, uzun zamandan beri z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çoktandır, epeydir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
Not: used in questions and negatives
 Will he be gone for long?
how long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (time: for what duration) (zaman, süre)ne kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 How long does it take to boil an egg?
how long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (measurement: what length) (uzunluk)ne kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 How long is the Great Wall of China?
in the long run exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (eventually)uzun vadede z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sonunda, eninde sonunda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It's probably for the best in the long run. It will be a little bumpy at first, but in the long run it will be well worth it.
it's been a long time exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (a lot of time has passed)uzun zamandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çoktandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 It's been a long time since I last saw him.
lifelong,
life-long
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(lasting a lifetime)ömür boyu süren, hayat boyu devam eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Marriage should be regarded as a lifelong commitment.
long after preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (for a long time following)çok sonra z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The feeling of good times lingered on in the house long after the party was over.
long ago advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (many years before now)uzun zaman önce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok eskiden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Long ago all these mountains were volcanoes.
long distance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (considerable range, length)uzun mesafe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: hyphen used when term is an adj before a noun
 Kane scored a magnificent goal from a long distance.
long distance,
long-distance
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(over considerable range)uzak mesafeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It is a good idea to stretch your legs regularly during a long-distance flight.
long distance adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (phone call: not local) (telefon)şehirlerarası, yurtiçi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  milletlerarası, yurtdışı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Additional charges will apply if the call is long distance.
long face nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (sad expression)asık surat, asık yüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iki karış surat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You got everything you wanted, so why the long face?
long hair nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (hairstyle: grown long)uzun saç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Long hair suits Debbie; she looks really pretty.
long haul nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (journey: long-distance)uzun/uzak mesafe uzak mesafe yolculuk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The trip from France to Australia is a long haul.
long-haul adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (over long distance)uzak mesafe s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Long-haul trucks regularly carry goods across the country.
the long haul nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, informal (full duration)uzun zaman, uzun süre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The football club's new owners say they're in for the long haul.
long hours nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (extended working time)uzun çalışma saatleri çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 You may have to work long hours, including weekends, in order to meet deadlines. A lot of newly-qualified lawyers work very long hours for their firms.
long johns nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (full-body undergarments)uzun don i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I am wearing long johns and thermal underwear, but I am still cold!
long jump (UK),
broad jump (US)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(athletics competition) (spor)uzun atlama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was during the Olympics that she broke the world long jump record. In high school I was on the track and field team and participated in the long jump.
long lasting,
long-lasting
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(enduring)kalıcı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzun süreli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The effects of the storm have been long-lasting.
long lasting,
long-lasting
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(durable)sağlam s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  dayanıklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We need to find a long-lasting solution. The coating on the car will ensure that the paint job is long lasting.
Long live exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (cheer in support)yaşasın ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  çok yaşa ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The crowd shouted with one voice: "Long live the king!".
long range nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (considerable distance)uzak mesafe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen is used when the term is an adjective
 The device allows the police to convey important messages over a long range in a noisy environment.
long-range n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (covering a considerable distance)uzak mesafe s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Long-range jets can fly non-stop across the Pacific.
long-range n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." figurative (into the future)uzun vadeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Right now I am focused on my studies, but my long-range ambition is to get a great job and start a family.
long shot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative ([sth] unlikely)zor iş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  olası olmayan şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I know this is a long shot, but I don't suppose you have a screwdriver I could borrow?
long shot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative ([sth] unlikely to succeed)uzak ihtimal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Though the horse was a long shot, he still won the race.
long shot,
wide shot,
full shot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(movie, photo: wide-angle view)boy çekim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uzak çekim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The film begins with a long shot in which you can see the whole town.
long since advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for a long time now)çoktandır, çoktan beri, epeydir, epey zamandır z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I've long since retired; I haven't worked for years.
long time nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (considerable period of time)uzun zaman i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uzun süre i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen or single-word form is used when the term is an adjective
 I sat in the sun for a long time and got sunburned. I haven't seen my ex-husband in a long time.
long time no see interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang (I haven't seen you for a long time)görüşmeyeli uzun zaman oldu ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  çoktandır görüşmedik ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (gayri resmi)yüzünü gören cennetlik ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Hey, Andrew! Long time no see!
long underwear nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (full-body undergarments)uzun paçalı don i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was below freezing temperatures, so he decided to wear long underwear.
long way nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (considerable distance)uzak yol i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm not sure I would accept a job there; it's a long way from my family. We still have a long way to go on this project before it's finished.
long-distance call nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (phone call: not local area)şehirlerarası/milletlerarası telefon görüşmesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Have at least five dollars ready for a long-distance call.
long-legged adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (having long legs)uzun bacaklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
long-range plan nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (plan for distant future)uzun vadeli plan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Our long-range plan calls for building three new facilities in the next twenty years.
long-range planning nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (for distant future)uzun vadeli planlama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Senior managers use long-range planning to further the company's mission.
long-standing,
long standing
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(well-established, long-term)çoktandır devam eden, epeydir devam eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzun süreli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ezeli (düşman, vb.) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dan and Adam have a long-standing partnership; they've worked together for years. The rivalry between Romeo's family and Juliet's is long standing.
long-term,
long term
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(extended, over a long time)uzun vadeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (etki, vb.)uzun süreli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: hyphen omitted when term is an adj after a noun
 How can I improve my long-term memory? Luckily the condition is not long term.
long-term memory,
long term memory
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(permanent recall of facts)uzun süreli bellek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My long-term memory is fine, but I have no idea what I did this morning.
long-winded adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (wordy)fazla uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sözü uzatan, lafı uzatan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That was a long-winded answer to a simple question.
longstanding,
long-standing
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(long-term, having existed for a long time)uzun süredir devam eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzun süreli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çoktandır var olan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
longtime,
long-time
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(from far in the past)uzun süren, uzun süreli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My long-time boyfriend surprised me with a visit.
longtime,
long-time
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(lasting, enduring)kalıcı, devamlı, sürekli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The Johnson family are our long-time friends.
so long interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (goodbye)hoşçakal ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  görüşmek üzere ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 So long! See you tomorrow!
so long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (this length)bu kadar uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 "The rope was so long," my uncle explained, holding his arms apart to demonstrate.
take long v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be time-consuming)uzun sürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çok zaman almak, çok vakit almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 OK, I'll help you; do you think it'll take long?
too long adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (of excessive length)fazla uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çok uzun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her hair was too long so she decided to cut it.
too long advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for an excessive time)çok uzun süredir z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

long drink' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'long drink'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.