light

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈlaɪt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/laɪt/ ,USA pronunciation: respelling(līt)

Inflections of 'light' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
lighter
adj comparative
lightest
adj superlative
Inflections of 'light' (v): (⇒ conjugate)
lights
v 3rd person singular
lighting
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
lit
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
lighted
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed." (Less common)
lit
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
lighted
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked." (Less common)
Bu sayfada: light, lite
'light' 'lite' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'light' is an alternate term for 'lite'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (general: not darkness)aydınlık, ışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 These particular plants grow better in the light than in the dark.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (illumination)aydınlatma, ışıklandırma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ışık, aydınlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  nur i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Could we have some light in the room? It's too dark.
 Odada biraz aydınlatma (or: ışıklandırma) yapsanız, nasıl olur? İçerisi çok karanlık.
 Perdeleri açın da içeriye biraz ışık gelsin.
 O anda tüm varlığının parlak bir nurla çevrelendiğini hissetti.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lamp)lamba, avize i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We have three lights in this room.
 Bu odada üç adet lamba vardır.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not heavy in weight) (ağır olmayan)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Give me the heavy bag, and you can carry the light one.
 Ağır torbayı bana ver, hafif olanını da sen taşıyabilirsin.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (faint) (belirgin olmayan)silik, belirsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You could only see a light line of the mountains.
 Dağlar, uzaktan sadece silik bir çizgi halinde görülüyordu.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (easy, gentle)hafif, basit, kolay s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Take a little light exercise - nothing too strenuous.
 Kolay bir egzersiz yap, çok zor olanlarını yapma.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (color: pale) (renk)açık, uçuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Have you seen my light blue shirt?
 Açık mavi gömleğimi gördün mü?
light [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (illuminate)aydınlatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ışıklandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He finally found the lamp to light the room. The mayor flipped the switch to light the Christmas tree.
light vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (ignite)yakmak, tutuşturmak, ateşlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I will light the petrol to set off the fire.
 Yangını başlatmak için benzini tutuşturacağım.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." ([sb]: not heavily built) (kişi)ufak, ufak tefek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She is very strong for someone so light!
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (drink: low alcohol) (içki)hafif, light s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Some people prefer light beer to very alcoholic beverages.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (food: easy to digest) (yemek)hafif, hazmı kolay s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 While her husband ordered a steak, she ordered something lighter.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (clothing: for warm weather) (ceket, kazak, vb.)ince s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You can wear a light jacket. It isn't too cold outside.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (low volume) (mecazlı)az s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There was only light trading in the commodities markets due to the holiday.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (low pressure) (dokunuş, vb.)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The masseur had a very light touch.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (not profound) (mecazlı)önemsiz, ehemmiyetsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We just engaged in light conversation, nothing serious.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (trivial) (mecazlı)önemsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gayri resmi, mecazlı)ıvır zıvır, havadan sudan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hava cıva s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Sam reassured me that it was a light matter and nothing to worry about.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (soil: sandy) (toprak)kumlu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Carrots are best grown in a light soil, rather than heavy clay.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (delicate)ince, zarif, narin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The dancer executed some light and dainty steps.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (carefree) (mecazlı)umursamaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  endişesiz, tasasız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The girls liked him for his light and carefree attitude towards life.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (of low weight capacity) (uçak, vb.)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He has a licence to fly light aircraft.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (breeze: gentle) (rüzgar)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It will be mainly sunny, with a light breeze.
light adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (food: has few calories) (yiyecek)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  az kalorili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
light advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (without burdens)hafif z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  (yolculuk, vb.)az eşya ile z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She traveled light, carrying only a small case.
light advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." poetic (lightly)hafifçe, hafif bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She walked so light that she barely left a footprint.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (light bulb)ampul i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The light has burned out in the kitchen. Can you replace it?
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (daylight)gün ışığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gündüz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You had better go to the shop while there is still light.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (traffic light)trafik ışığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The traffic stopped when the light turned red.
 Trafik ışığı kırmızı yanınca tüm araçlar durdu.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (street lamp)sokak lambası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They installed lights on the street to make it safer to walk at night.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (car: headlight) (araba)far i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When it got dark, he turned the car's lights on.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lighthouse)fener, deniz feneri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sailors were most relieved when they saw the Sambro Island Light in the distance.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (flame)alev i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şule i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yalım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He could see her face in the light of the candle.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (viewpoint) (mecazlı)bakış açısı, görüş açısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He always saw things in a negative light.
 Herşeyi olumsuz bir bakış açısıyla değerlendirirdi.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative ([sth] that gives insight) (mecazlı)aydınlatma, aydınlığa kavuşturma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Can you shed any light on his thought processes for us?
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (luminary)aydın, önde gelen kişi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She is a leading light in the art world.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gleam)pırıltı, ışıltı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She saw the light in his eyes and knew he had a good idea.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (art: effect) (resimde)aydınlık kısım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Look at the light on the woman's face in this painting.
light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (small window)küçük pencere i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ışık penceresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't open the big window, just the corner light.
a light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fire to light a cigarette, etc.) (sigara yakmak için)ateş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çakmak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Hey, do you have a light?
lights nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (animal lungs as food) (hayvan)akciğerler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 Cook the lights for an hour in the stock.
lights nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (decorative) (dekoratif)ışıklar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
light viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (take fire)ateş yakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He threw on a match and the bonfire lighted.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
lite,
light
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
US, informal (light: low in fat, sugar, etc.)hafif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  az şekerli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  az yağlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  light s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Brian bought the lite lunch option at the restaurant.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
light | lite
İngilizceTürkçe
light out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (leave, set off)ayrılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çıkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  terk etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
light up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative (brighten with joy) (sevinçten, vb.)aydınlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  parlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  ışık saçmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Her face lit up when she heard that her father was returning.
light up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (become brighter)aydınlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Give it a moment and the room will light up.
light [sth] up,
light up [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(illuminate)ışıklandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  aydınlatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The dim lamp hardly lights up the room.
light [sth] up,
light up [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (brighten) (neşelendirmek)aydınlatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ışığı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I love you - you light up my life.
light up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (light a cigarette)sigara yakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When she pulled out a cigarette and lit up, several people left the room.
light up [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] informal (cigarette: apply flame) (sigarayı)yakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Rob lit up a cigarette.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
light | lite
İngilizceTürkçe
beam,
beam of light
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(light ray)ışık, huzme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The room was dark except for a thin beam of light shining through a small hole in the roof.
bring [sth] to light v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (reveal [sth] secret) (mecazlı)gün ışığına çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ortaya çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  gözler önüne sermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We should bring his outrageous actions to light.
bulb nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (light)ampul, elektrik ampulü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bulb in the hallway needs to be replaced.
catch fire,
catch on fire,
also UK: catch light,
catch alight,
also US: take fire
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(ignite)alev almak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  tutuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Gasoline can catch fire very easily. If you knock that candle onto the rug, it will catch on fire.
come to light v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (be revealed) (mecazlı)gün yüzüne çıkmak, gün ışığına çıkmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  açığa çıkmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  ortaya çıkmak, meydana çıkmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Every day more information about the scandal comes to light.
dim light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (low or soft light)loş ışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm not calling you ugly but you definitely look best in a dim light.
green light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (traffic signal: go) (trafik)yeşil ışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We'll never make it to the green light in time.
green light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (authorization to begin)yeşil ışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Today we got a green light from the director to begin the new project. The committee gave my project the green light.
green-light [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (authorize)izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The Federal Aviation Administration has green-lighted a request to extend the airport runway.
in light of preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (considering, in view of)ışığında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  göz önüne alındığında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 In light of the weather forecast, maybe we'd better postpone the picnic.
in the light of preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." figurative (in view of, given)-in ışığında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 In the light of recent developments, it would be appropriate to review the arrangements.
in the light of preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (illuminated by)aydınlığında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
leading light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (person: inspirational) (mecazlı)(diğer insanlara örnek olan) saygın/seçkin kimse, ışık saçan kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kılavuz ışık, rehber feneri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jacobi has been a leading light of the theatre through most of his career.
light blue nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pale blue in colour)açık mavi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you have this shirt in light blue?
light blue,
light-blue
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(pale blue in colour)açık mavi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen is used when the term is an adjective before a noun.
light brown nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pale brown color)açık kahverengi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The old leather bag had faded to light brown.
light brown,
light-brown
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(pale brown in color)açık kahverengi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen is used when the adjective precedes the noun
 The police described the attacker as tall, with short, light-brown hair.
light bulb,
lightbulb
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(electric light)ampül i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The light bulb flickered, then went out.
light green nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pale green colour)açık yeşil i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
light switch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lever or knob for controlling a light)ışık düğmesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  elektrik düğmesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I entered the darkened room and reached for the light switch.
light switch nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (knob or dial controlling an electric light)lamba düğmesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
lightheaded (US),
light-headed (UK)
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(dizzy, faint)başı dönen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  gözü kararmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  bayılacak gibi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
lighthearted (US),
light-hearted (UK)
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(cheerful, light in mood)neşeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  şen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tasasız, kaygısız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
lightweight,
light-weight
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(sport: of lightest weight division) (spor)hafifsiklet s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The lightweight match will start at 8 pm.
lightweight,
light-weight
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(not serious, trivial)önemsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ehemmiyetsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gündelik dil)hava cıva s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
lightweight,
light-weight,
light weight
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, figurative (person who gets drunk quickly) (kişi)hemen sarhoş olan kimse, içkiye dayanıksız kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Stumbling after only two beers? You're such a lightweight!
lightweight,
light-weight,
light weight
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative ([sb] of little influence)önemsiz kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  karaktersiz kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Don't be concerned about his outburst: he's a lightweight.
ray of light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (light beam)ışık demeti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Suddenly a ray of light beamed in the darkness, helping us climb to safety.
ray of light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (source of rare joy) (mecazlı)hayatın ışığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You, my precious, are a true ray of light in my troubled life.
red light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (traffic light indicating stop) (trafik)kırmızı ışık, dur ışığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You should always stop at the red light.
red light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (signal not to act)olumsuz karar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The building project got a red light from the town planners.
see [sth/sb] in a new light v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (fresh perspective)başka bir gözle bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başka bir gözle görmeye başlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Since they repainted the town hall I'm seeing it in a new light.
see the light v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (understand)ışığı görmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (birşeyin aslını) anlamak, kavramak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kendine çekidüzen vermek, durumunu iyileştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 After Ann explained it to me I could finally see the light.
see the light of day v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (come into being)gerçekleşmek, meydana gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Your plan is so bad it will never see the light of day.
shaft,
shaft of light,
shaft of sunlight
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(ray: of light)ışın i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ışık demeti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A shaft of light broke through the clouds.
shed light vtr + n (be a source of illumination)ışık vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  aydınlatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A reading lamp shed light over the surface of the desk.
shed light on [sth],
throw light on [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative (clarify, explain)açıklık getirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  aydınlatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ışık tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The research project sheds light on how dolphins communicate with each other.
shining light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative ([sb] excellent or inspirational)parlak ışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (mecazlı)neşeli/şen şakrak kişilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Martin Luther King was one of the shining lights of the civil rights movement.
throw light on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (clarify, explain)aydınlatmak, açıklığa kavuşturmak, ışık tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The scientsts hoped to throw light on the mystery of the Loch Ness monster.
traffic light nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (signal)trafik ışığı, trafik lambası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When the traffic lights turn red, you must stop.
turn on the light v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (switch the light on)ışığı açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ışığı yakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I always turn on the light when I walk into the room.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'light' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: light a fire, a [stop, porch] light, the red light district, daha fazlası...

light' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'light'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.