life

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈlaɪf/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/laɪf/ ,USA pronunciation: respelling(līf )


Inflections of 'life' (nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.): nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors.": lives

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lifetime)hayat, yaşam, ömür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He led an interesting life.
 İlginç bir hayat geçirdi.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (organisms) (organizmalar)canlı hayat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Scientists were surprised to discover life at the bottom of the sea.
 Denizin dibinde canlı hayata rastlamak bilim adamlarını şaşırttı.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (existence)hayat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you think there is intelligent life on other planets?
 Sence diğer gezegenlerde hayat var mı?
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, uncountable (useful duration)kullanım süresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ömür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This battery should have a life of 20 hours.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, uncountable (spirit, liveliness)hayat, canlılık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The children are so full of life.
 Çocuklar hayat doludurlar.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (human being)can i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Twenty lives were lost in the bombing.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (experience)deneyim, tecrübe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My grandma told me all about her life as a nurse during the war.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (biography)biyografi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The academic wrote an excellent life of Shakespeare.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, uncountable (animation)canlılık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hareket i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That actress really gives life to the role.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, abbreviation (long-term imprisonment)ömür boyu hapis, müebbet hapis i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The judge sentenced him to life.
life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (precious person) (değerli kişi, mecazlı)can i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I love my boy. He is my life.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
all my life advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (throughout my lifetime)hayatım boyunca, yaşamım boyunca z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I was born in Manchester, and I've lived here all my life.
bane,
bane of your life,
bane of your existence
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (source of annoyance)sıkıntı, dert, bela i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My computer's crashed again; technology is the bane of my life!
bring [sb] back to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (resuscitate)hayata döndürmek, yaşama döndürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
bring [sth] back to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (reintroduce) (mecazlı)tekrar uygulamaya geçirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yeniden tanıtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The idea, once rejected, has been brought back to life by proponents.
bring [sth] to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (enliven) (mecazlı)canlandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  renklendirmek, renk vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The party was boring until the band started playing and brought it to life.
bring [sth/sb] to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (make seem real)hayat vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A good movie adaptation really brings the characters to life.
bring [sth/sb] to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." often passive (give life) (birisine/bir şeye)hayat vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 A fairy brought the puppet Pinocchio to life.
the change nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (menopause)menopoz, yaş dönümü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Weight gain is common among women who are going through the change.
come to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (liven up)canlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  kendine gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 It's surprising how much I come to life after a short nap.
come to life v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (art, theatre: be convincing) (resim, tiyatro, vb.)inandırıcı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His stories seem to come to life as he tells them with such passion.
daily life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (everyday existence)günlük hayat, günlük yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some people only practice their religion on holidays, while for others it's a part of their daily life.
early life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (childhood)çocukluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She spent her early life in India, but moved to Britain as a teenager.
elixir of life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (immortality potion)hayat iksiri, yaşam iksiri, abıhayat, bengisu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The search for the elixir of life dates back thousands of years.
eternal life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (religion: life after death)sonsuz hayat/yaşam, ebedi hayat/yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Christians believe that, through faith and good works, they can attain eternal life with God.
everyday life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (normal daily existence)günlük hayat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The teacher showed the students how they use math in everyday life. Taking his medicine became part of his everyday life.
for life advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (for the rest of your life)ömür boyu z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Marriage is a commitment for life.
future life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reincarnation)ahiret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yeniden yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I hope to come back as a house cat in a future life.
Get a life! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (expressing contempt)başka işin mi yok ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 When I told them I was translating the Bible into Vulcan they all said “Get a life!”
half-life,
half life
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(radioactivity decrease) (radyoaktivite)yarı ömür, yarılanma ömrü/süresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The half-life of uranium-238 is about 4.47 billion years.
hard life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (difficult existence)zor hayat, zor yaşam, güç hayat, güç yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Working in the coal mines was a hard life.
in the prime of life,
in the prime of your life,
in your prime
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(when you are healthiest, happiest)hayatının baharında deyim
life assurance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (pays when holder dies)yaşam sigortası, hayat sigortası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 People with young children are more likely to buy life assurance.
life cycle,
lifecycle
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(development process: [sth] living)yaşam döngüsü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ömür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The students learned about the life cycle of a butterfly.
life expectancy nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (age one is expected to live to)ortalama ömür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ortalama yaşam süresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The average life expectancy for a man in the US is about 75 years.
life insurance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (insurance in case of death)yaşam sigortası, hayat sigortası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I bought life insurance to help my family if something happens to me.
life jacket,
life vest,
life preserver,
lifesaver,
life saver
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(inflatable safety vest)can yeleği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  cankurtaran yeleği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some of the crewmen weren't wearing life jackets. When the ship hit the rocks we were all ordered to put on our life jackets.
life saver,
lifesaver
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative, informal ([sb], [sth] helpful in emergency)kurtarıcı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hayat kurtaran i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Thank you so much for the loan! You're a life saver!
life sentence nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (long prison term)ömür boyu hapis cezası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  müebbet hapis cezası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My brother's serving a life sentence for kidnapping.
life skills nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (everyday coping strategies)yaşam becerileri çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
life span nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (period of existence)ömür i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A total of €2.5 million will be invested over the life span of the project.
life support nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (equipment to sustain a patient's life)yaşam destek ünitesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are ethical questions associated with keeping a person on life support. Because he was brain dead, Jim's family decided to turn off his life support.
life-threatening adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (potentially fatal)hayati tehlike oluşturan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yaşamı tehdit eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The doctors diagnosed a life-threatening cancer. His injuries from the car accident were life-threatening.
lifeblood,
life-blood
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (source of life, energy) (mecazlı)can damarı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Agriculture is the lifeblood of that country.
lifeblood,
life-blood
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
literary (blood: symbol of life)yaşam kaynağı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  can i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She watched as his eyes slowly closed and his lifeblood seeped away.
lifeline nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rope used in sea rescues) (denizcilik)cankurtaran halatı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The ship's captain threw a lifeline to the passenger who had fallen overboard.
lifeline nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (means or source of support) (mecazlı)yardım eli i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This road is the town's lifeline and must be kept open despite the snow.
life line nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (palmistry: line on hand) (avuç)hayat çizgisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The life line is the most important line on your hand.
lifelong,
life-long
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(lasting a lifetime)ömür boyu süren, hayat boyu devam eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Marriage should be regarded as a lifelong commitment.
lifesaver,
life-saver
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
US (flotation ring, lifebelt)can simidi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The lifeguard always carried her lifesaver when patrolling the beach.
lifesaver,
life saver
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, figurative (helpful person) (resmi olmayan dil)yardım eden/imdada yetişen kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Thanks so much for letting me use your car today. You're a lifesaver!
lifesaver,
life saver
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal, figurative ([sth] helpful) (resmi olmayan dil)imdada yetişen şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My iPhone is a lifesaver when I need information quickly.
lifesaving,
life-saving
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(rescuing)hayat kurtarma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The cat was stuck in a tree for hours until the fire department did the lifesaving.
lifesaving,
life-saving
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(first aid, emergency treatment)ilk yardım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  acil tedavi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Every hiker should be trained in lifesaving.
lifesaving,
life-saving
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(emergency) (tedavi, vb.)acil s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 For years, Keith worked on a lifesaving team of helicopter pilots.
lifestyle,
life-style,
life style
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(way of living)yaşam tarzı, yaşam biçimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hayat tarzı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Karen liked living in a big city because it gave her the kind of lifestyle that she enjoyed.
lifestyle,
life-style
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(pertaining to it)yaşam tarzıyla ilgili, yaşam biçimiyle ilgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Tom has made some bad lifestyle choices.
lifestyle,
life-style,
life style
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(desirable way of living)arzu edilen yaşam tarzı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ben moved to California to try to get a taste of the lifestyle.
lifestyle,
life-style
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(fashionable)şık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  modaya uygun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Shauna liked to shop at a lifestyle clothing shop down the street.
a matter of life and death,
a matter of life or death,
a life-or-death matter
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(issue of vital importance)ölüm kalım meselesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Getting out of a burning house fast is a matter of life and death.
never in my life advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (not ever)hayatımda hiç, hiçbir zaman
 Never in my life have I seen such an ugly dog!
night life,
nightlife
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(entertainment at night)gece hayatı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
the prime of your life,
the prime of life
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(best, healthiest time in life)hayatın baharı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  en parlak dönem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  en verimli dönem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many people say that your thirties are the prime of your life.
quality of life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (comfort and enjoyment in one's existence)yaşam kalitesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
real life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reality)gerçek hayat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In real life, ugly ducklings become ugly ducks, not swans.
shelf life,
storage life
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(duration that food is fit to eat) (yiyecek)raf ömrü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Bread only has a shelf life of a few days.
shelf life,
storage life
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(length of time [sth] can be stored)raf ömrü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 As bread has a short shelf life, a lot of loaves are returned to the manufacturers.
shelf life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (duration that [sth] is useful)kullanım süresi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  raf ömrü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
slice of life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (accurate depiction of reality)hayattan bir kesit, yaşamdan bir kesit, yaşam kesiti, hayat kesiti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The film is a slice of life from the 1950s.
social life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (leisure time spent with other people)sosyal hayat, sosyal yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  toplumsal hayat, toplumsal yaşam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
still life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (art form)natürmort s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  cansız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This artist specializes in still life, but occasionally does portraits.
still life,
plural: still lifes
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(artwork)natürmort resim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I hung a Cezanne print on the wall: a still life of a bowl of apples.
still-life painting nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (artwork)natürmort resim, cansız doğa resmi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Van Gogh did many still-life paintings of flowers.
that's life interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (expressing acceptance of fate)hayat böyle ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  olur böyle şeyler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I've missed the last train. Ah well, that's life!
way of life nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lifestyle)yaşam biçimi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hayat tarzı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 For a lot of people the use of mobile computing devices has become a way of life.
what a life! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (expressing despair or exasperation)hayata bak/amma da güzel hayat
 George works more than 80 hours a week. What a life!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'life' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: lifetime, daha fazlası...
Eşdizimler: had a [long, happy, productive] life, [has, was given, is serving] a life sentence, [led, lived] a [long, frugal, long, healthy] life, daha fazlası...

life' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'life'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.