WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

let slip


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"let" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: slip

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
let vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (allow)izin vermek, müsaade etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (mecazlı)sesini çıkarmamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 My wife let me go out with the guys last night.
 Eşim geçen akşam arkadaşlarımla çıkmama izin verdi.
 Eşim arkadaşlarımla çıkmama sesini çıkarmadı.
let,
let in,
let pass
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(allow to pass) (geçmesine, vb.)izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  içeri almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let the waiter through.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
let nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tennis serve) (tenis)let i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: Servis sırasında topun ağa dokunup doğru bölgeye düşmesidir.
 His first serve was a let.
let [sth],
let [sth] to [sb]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
UK (lease, rent)kiraya vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He let the apartment for $1000 per month.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
let [sb] down,
let down [sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (disappoint, fail)hayal kırıklığına uğratmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  mahçup etmek, utandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yüzünü kara çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You had better get straight A's in school -- don't let me down!
let [sth] down,
let down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(lower gradually)sarkıtmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  indirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The girl let down a rope and her boyfriend climbed up into her room.
let [sth] down vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (clothing: lengthen at hem) (giysi, vb.)uzatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
let [sth] down vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." UK (release air from: tyre, etc)havasını boşaltmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
let [sb] off vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." informal (find [sb] not guilty)salıvermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  serbest bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  suçsuz bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The man was charged with assault, but the judge let him off due to insufficient evidence.
let off [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (explosive, gun, etc.: fire it) (silah)ateşlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (bomba)patlatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
let [sb] off vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (excuse [sb] from a duty, job) (görevden, işten)muaf tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ian's boss let him off for a couple of hours to visit his mother in hospital.
let on vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (reveal or indicate) (argo)çaktırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  belli etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  açıklamak, söylemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 John tried his best not to let on about Jane's surprise party. I was upset, but did not let on.
let [sth/sb] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (allow to exit)çıkmasına izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dışarı çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dışarıya bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Don't forget to let the cat out before you lock up for the night!
let [sth/sb] out,
let [sth/sb] out
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(free from captivity)serbest bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  salıvermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The government finally let out the political prisoners.
let [sth] out,
let out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(clothing: make larger) (giysi)genişletmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gevşetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Could you let out the waistband of these trousers, please? I seem to have put on some weight since I last wore them.
let out [sth],
let [sth] out
vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S]
(emit, utter)salmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yaymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Anna let out a scream when the cat jumped onto her out of nowhere.
let [sth] out,
let out that
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
informal (reveal accidentally)ağzından kaçırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kazara ifşa etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I'll get in trouble if you let out the secret.
let [sth] out,
let out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
UK (lease, rent)kiralamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kiraya vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
let out vi phrasal sep US (school, etc.: allow to leave) (okul)dağılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 School lets out at 3 o'clock.
let up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (ease off, lessen)hafiflemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  azalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yavaşlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The heavy rain let up after four hours of incessant downpour.
let up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (stop, cease)durmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kesmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Emily is always moaning about her boyfriend—she never lets up!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
let alone conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (much less)şöyle dursun
  bir yana
 I can't even fit into the medium size, let alone the small size.
let [sb] alone vtr + adj (not bother [sb](birisini)rahat bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Let your sister alone; can't you see she's trying to do her homework!
let bygones be bygones v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (disregard past differences)geçmişi unut
  geçmişe mazi derler
  olan oldu/olanları unut
  eski defterleri kapatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We decided to let bygones be bygones and forget about our past differences.
let down adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (disappointed, failed)hayal kırıklığına uğramış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  umutları boşa çıkmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She felt let down when no one came to her party.
let down by [sb/sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (disappointed, failed)hayal kırıklığına uğratılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  umutları boşa çıkarılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
let go v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (release hold)bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I could hold the rope no longer and had to let go.
let go of [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (release hold on)bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Let go of me, you bully!
let [sb] go v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (free)serbest bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  salıvermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They agreed to let all the hostages go.
let [sb] go v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (dismiss from job)işten çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  işine son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The boss had no choice but to let ten of his employees go.
let [sth] go v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (stop pursuing [sth])oluruna bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  boş vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We've decided to let the matter go.
let [sb] in vtr + adv (allow to enter)içeri almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  girmesine izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  içeri sokmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 There's someone at the door asking for you - should I let him in?
let it be interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (don't try to change it)bırak, oluruna bırak ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  varsın olsun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You shouldn't get involved in their quarrel - just let it be.
let [sb] know [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (inform)bilgi vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bilgilendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  haberdar etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We'll let you know our decision after the meeting.
let [sb] know v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (notify, warn)haber vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bildirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Please let me know when you are going to the market, so I can send my brother along to help you.
let [sb/sth] loose vtr + adj (set free, release)serbest bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  salmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He let his dogs loose on my lawn and they made such a mess!
let [sb] loose on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (allow to use freely) (serbestçe kullanımına)izin vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We should never have let the kids loose on the computer!
Let me know. interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (tell me)haberim olsun ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  bana bildir, beni bilgilendir ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  beni haberdar et ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Can you come to my party? Let me know!
let [sb] off with [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (not punish severely)hafif ceza vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The police caught Alfie tagging a wall, but let him off with a stern warning.
let off steam,
blow off steam
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative (vent emotions or anger)öfkesini çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sinirini çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I was annoyed and wanted to let off steam. I called my boyfriend and he let me blow off steam for an hour.
let off steam,
blow off steam
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
slang, figurative (release energy)deşarj olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 There was a play area where the kids could let off steam.
let the cat out of the bag v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative, informal (reveal the secret)sırrı açıklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (mecazlı)ağzından baklayı çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Thanks for letting the cat out of the bag about me being pregnant.
let-up nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (easing off, lessening)hafifleme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  azalma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yavaşlama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There has been no let-up in the rain since yesterday.
let up on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (stop doing [sth])son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kesmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The strikers have stated that they will not be letting up on their campaign of action.
let up on [sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (stop making difficulties for [sb](birisine)sıkıntı vermeyi bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  üstüne varmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The boss has just given Charlie another pile of work; she never lets up on him.
let up about [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (subject: stop talking about)hakkında konuşmayı bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Matt was late home on Friday night and his wife still hasn't let up about it.
let-down,
letdown
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(release of breast milk) (göğüslerden)süt gelme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
let's contractioncontraction: Shortened form of word or words--for example, "I'd" = "I had," "can't" = "cannot." abbreviation (suggestion: let us)haydi, haydi gelin (yapalım/edelim, vb.) drl
 Let's stay in and just watch a video.
let's interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" UK (agreement: OK)oldu, tamam, peki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Shall we try the new Chinese restaurant?" "Yes, let's!"
let's go interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (let us go)gidelim, hadi gidelim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Let's go to town and do some shopping! Are you ready to leave? Let's go.
let's say interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (supposing that, imagine)diyelim ki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  varsayalım ki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  farzedelim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Let's say we don't make a profit this quarter. What can we change in order to become profitable?
(a) letdown,
let-down
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (disappointment)hayal kırıklığı, düş kırıklığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bad news was a letdown.
letup,
let-up
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (respite, relief)hafifleme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  azalma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sakinleşme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  rahatlama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's been raining without letup for weeks.
live and let live v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be tolerant of others)hoşgörülü olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Those two men used to fight a lot, but now they have decided to live and let live.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

let slip' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'let slip'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.