lash

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈlæʃ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/læʃ/ ,USA pronunciation: respelling(lash)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
lash nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (whip)kamçı, kırbaç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Charles used a lash on the cattle to get them moving.
lash nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (stroke of whip)kırbaç/kamçı darbesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The criminal was sentenced to five lashes.
lash nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (eyelash)kirpik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Amy bought some mascara for her lashes.
lash [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (strike with whip)kamçılamak, kırbaçlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The guard lashed the criminal in front of a crowd.
lash [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bind, fasten)bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
Not: Followed by a preposition or an adverb.
 Odysseus asked his crew to lash him to the mast of his ship.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
lash nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (impact against [sth])çarpma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  vurma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The lash of the wind against the sails damaged them.
lash viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (move like whip) (mecazlı)ani ve sert hareket etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The cat lashed its tail irritably.
lash viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (impact against)çarpmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  vurmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The waves lashed against the side of the boat.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
lash out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (try to strike)saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Joyce was stroking the cat when it suddenly lashed out.
lash out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative (attack verbally)aniden çıkışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  azarlamak, paylamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ian has a tendency to lash out if he thinks that he is being personally criticized.
lash out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." UK, informal (extravagantly spend money) (para)saçmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çok harcamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
lash out on [sth] vi phrasal + prep UK, informal (extravagantly spend money on) (parayı)-e harcamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -e saçmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
lash out at [sb] vi phrasal + prep (try to strike) (birisine)saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hücum etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Davies suddenly lashed out at his victim, punching Mr. Jackson to the ground.
lash out at [sb] vi phrasal + prep figurative (attack verbally)aniden çıkışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Adam's always lashing out at everyone.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
lash out [sth] on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." UK, informal (extravagantly spend sum of money on) (para)saçmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  savurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  harcamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I've just lashed out £2,000 on a holiday.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'lash' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: [two] lashes of the whip, [fifty] lashes as punishment, punished with [five] lashes of the whip, daha fazlası...

lash' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'lash'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.